Jinekoloji

Regl (Adet Kanaması)

Regl (Adet Kanaması) Nedir?

Adet kanaması kadınların anatomik yapısı gereği, vücudun doğurganlık için uygun şartları hazırlama çalışmaları altında gerçekleşen bir eylemdir. Rahim iç astar dokusu olan endometrium, her ay hormonların etkisi ile kalınlaşıp incelerek bıraktığı doku kalıntılarının bir miktar kan ile dışarıya atılmasıdır.

Adet kanamalarının başlamasında etkin rol oynayan östrojen hormonu, endometriumun kalınlaşmasına neden olur ve bu davranışa proliferasyon fazı denir. Adet döngüsünün ortalarında ovulasyon ( yumurtlama ) gerçekleşir. Progesteron hormonun etkisi ile sekretuar fazı olarak adlandırılan ve progesteron seviyesinin azalması ile endometrium tabakası dökülerek, adet kanamasını meydana getirir. Daha sonra tekrar hormonların etkisi ile rahim iç tabakası kalınlaşır ve adet kanaması biter.

Bu ritüel doğrultusunda her ay kadınların yaşadığı kanamalar gerçekleşir. Adet kanaması; endometriuma ait doku parçaları ve bir miktar kandan ibaret olmaktadır. Dışarıya atılan kan rahim içinden gelir. Karın iç dokusundan ya da overlerden ( yumurtalık ) gelme gibi bir durum söz konusu değildir.

Adet kanaması

Adet kanaması endometrium da meydana gelen döküntüler ile bir miktar kanın vücut dışına atılmasıdır. Üreme çağındaki kadınlarda her ay ortalama 2-7 gün arasında süren sistematik bir evredir. Adet dönemlerinin sonuna doğru beyinden hormon salınımı uyarısı ile östrojen etkinleşerek tabakanın kalınlaşmasına ve azalarak bitmesine neden olur. Ancak her ay düzenli bir şekilde gerçekleşen bu döngü, bazı durumlarda gecikme veya düzensizlik yaşayabilir. Bunun nedeni de kanamanın gerçekleşmesinde rol oynayan hormonların yaşamış olduğu düzensizliklerdir.

Adet kanı pis kan mıdır?

Adet kanının pis olduğu düşüncesi kesinlikle yanlış bir bilgidir. Adet döngüleri rahim içi temizliğini sağlar ve rahmin hamilelik için uygun olduğunun bir göstergesidir. Bu nedenle gebelik için steril bir sahada pis kanın olması mümkün değildir. Çünkü rahim amacı ve konumu açısından oldukça önemli bir yere sahiptir ve her ay rahimden gelen kanda pis olamaz. Kısacası her adet döneminden sonra rahmin gebelik için hazırlanması ve istek doğrultusunda gebelik elde edilmesi, steril olmayan bir ortamda sağlanamaz. Bu nedenle adet kanı pis değildir.

Rahim gebelik için steril bir ortamdır

Her kadının vücudu ilk adet görmeye başlaması ile doğurganlığın son bulduğu menopoz dönemine kadar, sistematik bir şekilde bu döngüyü gerçekleştirir. Bu döngü gebelik için rahmin hazırlanma çalışmalarıdır. Adet kanaması rahim ile beraber rahim iç tabakasının yani endometriumun kendini yenileme döneminde döktüğü doku kalıntılarının dışarıya atılması için gerçekleşir ve bu sayede rahimde her ay gebelik için steril ortam sağlanır. Kısacası bebeğin oluşması için gereken görev dağılımı bu şekildedir. Çünkü adet döneminin bitmesi ile ovulasyon döneminde olgunlaşan tek bir yumurta sperm tarafından döllendikten sonra rahme tutunabileceği uygun şartlara sahip olur. Bu nedenle gerçekleşen bu döngüde adet kanının ya da rahmin pis olması durumu söz konusu değildir.

Normal bir adet kanaması kaç gün sürmektedir?

Adet kanamalarının normal koşullar altında 2 ile 7 gün arasında sürmesi normal bir adet döngüsü olarak kabul edilmektedir. Kadın doğum uzmanları ve jinekologlar da normal bir adet kanamasının 2 ile 7 gün arasında sürebildiği ve kanamanın ilk iki günün şiddetli olduğu üçüncü ve dördüncü günlerde kanamanın yavaş yavaş sona ererek beşinci günün sonuda tamamen bittiğini normal bir adet kanaması olarak kabul etmektedirler. Ancak bazı aylardaki adet kanamları beşinci veya altıncı günlere kadar da sarkabilmektedir.

Adet kanamasının 1 gün veya 2 günden az sürmesi durumunda kadının mutlaka uzman bir doktora gitmesi gerekmektedir. Çünkü 1 gün ya da daha az süren kanamalar adet düzensizliğidir ve bunun altında mutlaka bir başka sorun yatmaktadır. Adet kanamaları kadının adet döngüsünün bittiği günden 21 veya 35. günler arasında gerçekleşmesi gerekmektedir. Her kadının 28 günde bir adet görecek diye bir şartı yoktur.

Bundan dolayı 21 ile 35. günler arasında adet görme normal bir durum olarak kabul edilmektedir. Eğer ki kadın 21. günden önce adet gördüyseya da 35. günden sonra halen adet görmediyse mutlaka bir kadın doğum uzmanına başvurması gerekmektedir.

İlk adet görme yaşı, dönemi neye göre değişir?

İlk adet görme yaşını belirleyen etkenler; ailenin genetik özellikleri, bölgesel özellikler, beslenme koşulları şeklinde sıralanabilmektedir. Örneğin güneş ışığına çok fazla maruz kalan sıcak ülkelerde genç kızlar çok erken dönemde adet görürlerken, ekvatora yakın ülkelerde ya da soğuk yerlerde çok daha geç adet görmektedirler. Bunun yanında beslenme konusunda sorun yaşamayan, biraz kilolu kızların daha erken adet gördükleri de bilinmektedir. Zira kız çocuğunun adet görmeye başlaması için vücut kilo ve yağ oranının belli bir seviyeye ulaşması gerekmektedir. Vücut yağlanması kilosunun % 20’si civarında olmayan kız çocuklarında adet dönemi başlamayabilir. Türkiye’de kız çocuklarının ilk adet görme yaşları ortalama 14 yaş civarıdır.

Ergenlik aşamaları hangi sırayla ilerler?

Kız çocukları ergenliğe girerken ortalama 11-12  yaşlarında boyları uzar ve göğüslerinde küçük tomurcuklanmalar başlar. Bunu takip eden süreçte genital bölgede ve koltuk altında kıllanmalar meydana gelir. Bunların ardından yaklaşık 13-14 yaşlarında da ilk adet görme (menarş) gerçekleşir.

Erken menarş neden kaynaklanır ve nelere sebep olabilir?

Erken menarş, genetik, sosyolojik özelliklerden, hormonal bozukluklardan kaynaklanıyor olabilir. İlk adetini 10 yaşından önce gören kız çocuklarının boyları yeterince uzamaz, fiziksel gelişimleri daha yavaştır ve toplum içinde daha çekingen ve içine kapanık olurlar. Erken menarştan kast edilen adet kanamasının ilk olarak geldiği yaştır. Sonrasında 1-2 yıl düzensiz olarak görülen adet kanamalarının, belli bir sistematiğe oturması zaman almaktadır. İlk kez adet kanaması görülen yaş 10 yaşın altındaysa erken menarştan ve bunun olumsuz etkilerinden bahsedilebilir.

Gecikmiş menarş neden kaynaklanır ve nelere sebep olur?

Gecikmiş menarş, yani ilk adetini 16 yaş ve sonrasında görme durumu da; genetik, sosyolojik özellikler ya da hormonal bozukluklardan kaynaklanabilmektedir ve kesinlikle doktor tarafından incelenmesi gereken bir olaydır. Gecikmiş menarş durumunda kız çocuklarında ikincil cinsiyet özellikleri olan tüylenme, boy uzaması ve göğüs büyümesi, gelişimi konuları da ayrıca takip edilmelidir. Adet görme yaşı ve dönemi söz konusu olduğunda ikincil cinsiyet özellikleri geliştiğinde, ilk adet kanası için 15 yaşın sonuna kadar endişelenmeye gerek yoktur. Ancak hem kıllanma, memelerde büyüme, boy uzaması gibi özellikler gözlenmiyor hem de adet kanaması olmuyorsa ciddi bir problemin varlığından endişelenmek gerekir.

Erken yaşta adet görme

9 yaş ve altında adet görmek kız çocukları için erken bir dönemdir. Erken yaşta adet gören kız çocuklarının kemikleri yeterince gelişmez ve dolayısıyla da boyları beklenen ölçüde uzamaz. Yaşıtlarına göre erken adet gören kızlar bu durumdan psikolojik olarak olumsuz etkilenirler ve çoğunlukla içe kapanık, asosyal olurlar. Böyle durumlarda en uygun yaklaşım hem çocuğun bir sağlık probleminin olup olmadığı hekim tarafından teşhis edilmelidir hem de ortaya çıkabilecek psikolojik sorunlar için bir uzmandan yardım alınmalıdır. Erken yaşta adet gören kız çocuklarında genel olarak; hormon düzeyleri, kemik yaşı, ergenlik belirtilerinin ilerleme hızı, yumurtlama ve yumurtalık durumu gibi pek çok faktör incelenip bu konuda uygulanacak tedaviye karar verilmektedir.

Neden bazı kız çocukları erken yaşta adet görürler?

Yaşıtlarından daha erken yaşta adet görülmesinin çok fazla bireysel sebebi olabilmektedir. Bunlardan en sık karşılaşılanları; aileden gelen genetik etkenler, aşırı yağlı ve karbonhidratlı beslenmeden kaynaklanan kilo alımı, hazır gıdalarla beslenmeye ağırlık vermek, sıcak iklimde yaşamak olarak sayılabilmektedir. Özellikle son yıllarda hazır gıdalarla beslenmenin, şehir hayatında plastik tabak, bardak, çatal kullanımının artmasının, yüksek sosyo-ekonomik koşullara sahip kişilerin sayısında artış olmasının ergenliğe girme yaşını düşürdüğüne inanılmaktadır.

Bunların yanında düşük ağırlıkla doğan kız çocuklarının, 7-8 yaşlarında aşırı kilolu olup obezite sorunu yaşayanların, babadan ayrı yaşayan kız çocukların daha erken yaşta adet gördükleri tespit edilmiştir. Erken yaşta adet görmenin diğer sebepleri ise; beyinde oluşan tümörler, böbrek üstü bezinde veya yumurtalıkta hormon salgılayan tümörler, akraba evlilikleri ve çok uzun süreli televizyon izleme olarak sıralanabilmektedir.

Erken yaşta adet gören kız çocuklarında ne gibi değişiklikler olur?

Erken yaşta ilk adetini gören kız çocuklarının boylarının uzama, kemiklerinin gelişme süresi daha kısa olduğundan, bu kızlar yaşıtlarına göre daha kısa boylu olurlar. Beyinden hipofiz bezine ilk uyarı gittiğinden testosteron ve östrojen hormonları daha erken salgılanmaya başlar. Bu sebeple kız çocuğu kendisini adet görmeyen kız arkadaşlarından daha farklı hisseder, görür ve bir yalnızlaşma sürecine girer. Östrojen kızların vücudunda göğüslerin büyümesi, vücut hatlarının yuvarlaklaşması gibi kadınsı özellikler oluşturur. Testosteron hormonu ise kas ve kemik dokusuna etki eder ve büyümeyi hızlandırır. Bunları takip eden süreçte progesteron adı verilen hormon devreye girer ve kız çocuğunun her ay yumurtlayıp adet görmesini sağlar. Bu şekilde de üreme sistemi, hamile kalma dönemi devreye girmiş olur.

Sık Adet Görme

Bu döngünün normalden sık ya da seyrek, kısa süreli veya uzun süreli olması bir doktora başvurulması ve mutlaka araştırılması gereken bir durumdur.

Adet görme sıklığı ve iki adet dönemi arasındaki süre her kadın için farklılık gösterse de genel olarak 21-35 gün arasındaki süre normal olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda 2 adet dönemi arasında geçen sürenin 21 günden daha kısa olması; sık adet görme olarak tanımlanır ve yumurtlama dönemleri ile ilgili bir sorun olduğuna işaret edebilir.

Sık adet görme sebepleri

Kadınlarda hormonların salgılanma dengesinin bozulması, polip, miyom, guatr sorunları gibi rahatsızlıklar biyolojik dengeyi bozduğundan adet düzeni bozulur ve normalden daha sık aralıklarla adet kanaması görülür. Bunun yanında stres, depresyon gibi duygusal değişimler de kadındaki adet döngüsünde rutinin dışına çıkılıyor olmasına sebebiyet verebilmektedir.

Sık adet görme teşhis ve tedavisi

Normalden daha sık aralıklarla adet görülmesi durumunda sorunun nedeninin bulunması için bir kadın doğum uzmanına başvurulması gerekir. Doktor öncelikle bu durumun ne kadar süredir devam ettiğini öğrenir, ardından kan ve idrar tahlilleri ile hormonsal denge kontrol edilir ve ultrason muayeneleri de yapılarak sorunun kaynağı tespit edilir. Bu aşamadan sonra soruna neden olan sebebe göre bir tedavi süreci başlar. Sorun psikolojik temellere dayanıyorsa, psikiyatrik bir tedavi seçilirken, biyolojik kaynaklı rahatsızlıklarda ise uygun tedavi yöntemi belirlenir. Örneğin hormonsal dengenin bozulmasında çeşitli ilaç tedavileri uygulanabiliyorken, kist, polip, miyom gibi sebeplerde doğurganlık açısından inceleme yapılır ve gerekirse bölgeler bu oluşumlardan temizlenir.

Sık adet görmenin zararları

Sık adet görme durumunda normalin dışında bir olayın varlığından bahsedilebildiği için kesinlikle bir uzman doktora başvurulmasında fayda vardır. Zira yumurtalıkların olması gereken düzende çalışmıyor olması çeşitli kadın hastalıklarına sebep olabileceği gibi, doğurganlığı da olumsuz etkilemektedir.

Sık adet görme sebebi kist, polip ya da miyom gibi bir oluşumsa; kadın gereğinden fazla miktarda kanama yaşayacağı için kansızlıktan kaynaklanan rahatsızlıklar ortaya çıkabilmektedir. Fazla kanama olması kadında halsizlik, bitkinlik, yorgunluklara sebep olacağından kadının sosyal yaşantısı, iş hayatı da bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Hormonsal dengenin bozukluğundan kaynaklanan sık adet görme durumunda da; hormonların gereğinden fazla salgılanması vücuttaki diğer organlar ve fonksiyonların işleyişine zarar verebilir.

Adet Gecikmesi Nedenleri?

Ağır egzersizler ve yoğun sportif faaliyetler adet kanamalarını geciktirir!

Olimpiyatlara, maraton koşusuna, önemli spor müsabakalarına hazırlanan önemli kadın sporcular, vücutlarının normal şartlarda kaldırabileceğinden daha fazla yük altına girdiklerinden, organları kapasitesinin üzerinde bir efor sarf ettiğinden bu tempo bitinceye kadar adet gecikmeleri yaşayabilirler. Bunun dışında normal yaşantısında spor ve fiziksel aktivitelerle ilgisi olmayan bir kadın sonradan yoğun bir antrenman sürecine girdiğinde, yine adet gecikmeleri meydana gelir. Zira vücudun hazırlıklı ve alışkın olmadığı yoğunluk östrojen hormonunun salgılanmasını dolayısıyla da adet kanaması meydana gelmesini engeller.

Yetersiz beslenme ve hızlı kilo kaybı adet gecikmelerine yol açar!

Kadınlarda normal adet döngüsünün olabilmesi için öncelikle belli bir oranda kilo ve yağ birikimi gerekmektedir. Bu oran vücudun yaklaşık olarak % 20’sinin yağ olması gerektiği şeklinde yorumlanmaktadır. Zira yağ ve kilo oranı düşük olduğunda, vücudun enerji ihtiyacı artar ve hormonlar yeterli miktarda salgılanamaz. Bu sebeple katı diyetler yapan, bir anda aşırı kilo kaybeden, diyet hapları kullanan veya ekonomik şartları gereği yeterince beslenemeyen kadınlarda adet kanamaları gecikir.

Aşırı kilo da adet düzenini bozar!

Beynin vücuda gerekli uyaranları, gereken zamanda gönderebilmesi için tüm metabolizmanın doğru işliyor olması, aşamalardan birinde ya da bir kaçında problem yaşanmıyor olması gerekmektedir. Bu bağlamda tıpkı yetersiz kilonun adet düzensizliğine yol açması gibi, aşırı kilolar da adet kanamalarının düzenini bozmaktadır. Vücutta aşırı yağ biriktiğinde hormonlar düzenli çalışamayacağından adet gecikmeleri yaşanır.

Polikistik over sendromu adet gecikmesine yol açabilir!

Kiste bağlı yumurtalık sorunlarının genel adı olan polikistik over sendromu, bir hormon dengesizliği problemi olduğundan yumurtlamayı ve dolayısıyla da adet kanamalarını etkilemektedir. Polikistik over sendromu; adet gecikmesi, adet görememe, az ya da çok fazla miktarda adet kanaması olması gibi pek çok soruna yol açabilmektedir.

Tiroid bezi rahatsızlıkları adet gecikmesine sebep olabilir!

Vücudun boyun bölgesinde yer alan ve metabolizmanın düzenli işleyişinde görev alan tiroid bezi hormonlarında yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda kadının adet kanaması düzeni de bozulabilir. Bunun yanında tiroid bezi uyku düzenini, kiloyu, kas gelişimini dengede tuttuğundan, yaşanacak bir sorun bunların hepsine birden olumsuz etki edebilir.

Adet kanamaları neden normalden daha uzun sürer?

Normal sağlık koşullarına sahip olan kadınlarda bir adet kanamasının ortalama 4-5 gün civarında sürmesi gerekir. Arada bir 3 ya da 6 gün süren adet kanamaları problem teşkil etmezken sık sık fazla, yoğun ve uzun süreli adet görmek bir rahatsızlık ya da anomali belirtisi olabilmektedir. Örneğin adet kanamalarının 7 gün ve daha fazla sürmesi normal süreden daha uzun olarak kabul edilir ve nedeninin araştırılması gerekir. En sık karşılaşılan sebepler ise aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedir.

  1. Adet kanamalarının normalden daha uzun sürmesinin en sık karşılaşılan sebebi hormonsal bozukluklardır. Kadında yumurtlamanın meydana gelmemesi, rahim iç tabakasının aşırı derecede kalınlaşması, troid bezi bozuklukları hormonların normal salgılanma değerlerine zarar vermekte ve bu durum da adet kanamalarının uzun sürmesine sebep olabilmektedir.
  2. Dış gebelik veya düşük gibi gebelik komplikasyonları da adet kanamalarının rutinden daha uzun sürmesine sebep olabilmektedir. Bu durumda bir kereye mahsus olarak adet kanaması uzun sürer, ancak sonrasında normal süreç devam eder.
  3. Rahimde oluşan ve miyom adı verilen iyi huylu tümörler, üreme döneminde olan kadınlardaki hormonların yüksekliğinden kaynaklanan polipler de adet kanamalarının uzun sürmesine neden olabilmektedir.
  4. Yumurtalıklarda şekil ve işlev bozukluklarının görüldüğü durumlarda yumurtlama gerçekleşmeyeceğinden, adet kanaması düzeni ve yoğunluğu artıp azalabilmektedir.
  5. Rahim içi, dışı veya ağzı ile ilgili yaşanan kanser sorunları ve rahim içi tabakasının kas hücrelerine gömülmesi de adet kanamasının uzun sürmesine ve kanama miktarının fazla olmasına sebep olmaktadır.

Adet geciktirici ilaçlar

  1. Adet geciktirici ilaçların hormonsal dengeyi bozduğu ve adet kanamalarını düzensizleştirdiği düşünülür. Ancak bu ilaçlar hormonların fonksiyonlarına kalıcı bir etkide bulunmazlar ve ilaç bırakılınca, kadın kısa sürede yeniden adet görür. O tarihten itibaren de adet kanamaları yine düzene girer.
  2. Adet geciktiren ilaçların kilo aldırdığı şeklinde bir yanlış inanç vardır. Ancak bu ilaçların kadının vücudunda yağ birikmesine sebep olacak ya da kadının iştahının artmasını sağlayacak her hangi bir etkisi yoktur. Yalnızca ilaçlar kullanıldığı süre içinde geçici bir kabızlık ve şişkinlik hali gözlenebilir.
  3. Adet geciktirici ilaçların doğum kontrolü amacıyla da kullanılabileceği, bu ilaçların tek başına kullanıldıklarında kadını gebelikten koruyacağı düşünülür. Fakat bu düşünce kesinlikle yanlıştır. Zira adet geciktirici ilaçların tek fonksiyonu, adet kanamasını geciktirmektir.
  4. Adet geciktirici ilaçların kullanım sıklığının kadının tercihine bağlı olduğu düşüncesi yanlıştır. Bu ilaçların normal şartlar altında, yılda birkaç kez kullanıldığında kadına bir zararı olmamakla beraber, sık sık kullanılması bazı metabolizma bozukluklarına yol açabilmektedir. Ayrıca normal adet döngüsü vücudun ihtiyacı olan bir süreçtir. Bu ilaçlarla sıklıkla adet kanamaları geciktirilirse, yumurtlama ve dolayısıyla gebe kalamama sorunları yaşanabilmektedir.
  5. Adet geciktirici ilaçları isteyen her kadın doktor kontrolü olmadan kullanmaktadır. Ancak bu durum bazı beklenmedik sorunlara yol açabilmektedir. Kadının rahim içi yapısı, dokusu kontrol ve muayene edildikten sonra doktor önerisiyle ve izniyle adet geciktirici ilaçların kullanılması daha doğru olacaktır. Zira kadının rahim içi yapısına göre ilacın içermesi gereken östrojen veya progesteron oranı değerlendirilir.

Adet geciktirici ilaçları kimler kullanmamalıdır?

Adet geciktirici ilaçların tek başına kalıcı bir zararlı yan etkisi bulunmamakla beraber, bazı hastalıklara, rahatsızlıklara sahip olan kadınlarda bu ilaçların kullanımı sakıncalıdır. Örneğin karaciğer hastalıklarından muzdarip olan, fazla kilolu, sigara bağımlısı kadınların adet geciktirici ilaçları kullanmaları önerilmez. Ayrıca doğum kontrol hapı kullananların da beraberinde kesinlikle adet geciktirici ilaçları almamaları gerekir. Sağlıklı bir metabolizmada neredeyse hiçbir yan etkisi bulunmayan bu adet geciktirici ilaçlar, bazı rahatsızlığı olan kadınlarda çok tehlikeli sonuçlara yol açabilmektedir. Bu sebeple bu ilaçları kullanmadan önce bir uzmana danışmakta fayda vardır.

Adet sancılarına sebep olan faktör nedir?

Adet döneminde hafif ve orta şiddetli, geçici etkili sancılar, kramp ve ağrılar yaşanması normal karşılanmaktadır. Zira adet döneminde rahim kasları çok güçlü bir şekilde kasılırlar. Kanama başlamadan önce ve kanama esnasında rahim kasları gerilip gevşer ve işte bu hareketler ağrıya, sancıya sebep olur. Bu ağrıların çok şiddetli olduğu, günlük yaşamın rutinini gerçekleştiremeyecek düzeyde güçlü olduğu vakalarda başka bir rahatsızlığın daha varlığından şüphe edip doktora başvurulmalıdır.

Adet sancılarıyla birlikte seyreden şikayetler nelerdir?

Adet kanamaları başlamadan 1-2 gün önceden hissedilmeye başlanan sancılar, beraberinde kabızlık, ishal, şişkinlik, bulantı, kusma, baş ağrısı ve hafif uyuşukluk, yorgunluk hissi getirebilir. Bu belirtilerden biri ya da bir kaçı çok şiddetli olarak hissedildiğinde başka bir sorunun varlığından şüphelenilebilir.

Adet sancılarını geçirmek için evde neler yapılabilir?

Çok şiddetli ağrı ve sancılarda doktora gidilerek ağrı kesici iğne ya da hap alınabilir. Ancak dayanılabilir düzeydeki sancıları evde kendi kendine geçirebilmek için karın ve bel bölgesine sıcak su torbası konabilir ya da ılık duş alınabilir. Eğer imkan varsa hafif tempolu, kısa süreli yürüyüşler yapmak, sigara, alkol ve kafeini azaltmak ve karnın alt bölgesine sıcak havlu ile masaj yapmak ağrıyı hafifletebilir. Bu dönemde beslenme de çok önemlidir. Öyle ki vitamin, magnezyum ve Omega 3 yağ asitleri bakımından zengin beslenmek bu dönemde ağrıyı, krampları azaltacaktır.

Regl Öncesi Sendromu Nedir?

Regl öncesi sendromu, toplum arasında PMS olarak bilinmektedir. Bu sendrom, adet olmadan ortalama olarak 1 hafta önce başlar. Bu süreçte kadın ruhsal ve fiziksel olarak çeşitli sorunlar yaşar. Bu belirtiler adetin başlamasından kısa süre sonra kaybolur. Regl öncesi yaşanan sıkıntılar, özellikle yetişkin ve üreme çağındaki kadınların karşı karşıya kaldığı bir sorundur. Bu süreçte sinirlilik, duygu durum değişimleri ve farklı sorunlar meydana gelebilir. Bu dönem, kişinin yaşam kalitesini düşürebilmektedir.

Regl öncesi sendromu herkeste görülür mü?

Kadınların hepsinde adet olmadan önce çeşitli değişimler görülebilmektedir. Bu durum hormonal değişimler kaynaklı olup, bir yandan da vücudun kadını hamileliğe hazırlama yöntemidir. Ancak her kadında regl öncesi sendromu aynı şiddete ve aynı belirtilerle görülmez. Bu durum kişinin psikolojik ve fiziksel yapısıyla belirlenir. Amerika’da yapılan araştırmalara göre, kadın suçlarının bu suçları genellikle PMS yani regl öncesi sendromu sürecinde gerçekleştirdiğini ortaya koymuştur.

PMS kimlerde görülür?

PMS yani regl öncesi sendromu genellikle üreme çağındaki kadınlarda görülmektedir. Ancak nadir olarak ergenlik döneminde ve menopozda da ortaya çıkabilir. Ancak genel olarak 30-45 yaş arası görülmektedir. Regl öncesi sendroma ait belirtiler, doğum kontrol hapı kullananlarda şiddetlenebilir.

Regl öncesi sendromu neden yaşanır?

Regl öncesi sendroma yol açan faktör net olarak açıklanamamıştır. Ancak genellikle aşağıdaki sebepler üzerinde durulur:

  • Mineral yetersizliği (magnezyum , çinko)
  • Vitamin yetersizliği (A,B vitaminleri)
  • Hormonal sorunlar
  • Kan şekerinin düşük olması
  • Vücutta aşırı sıvı tutulması
  • Beyindeki bazı kimyasal ileticiler
  • Bastırılmış cinsel arzu
  • Psikolojik sebepler

Regl öncesi sendromun belirtileri nelerdir?

PMS, çeşitli durumlarda vücudu tamamen etkileyebilirken, bazı durumlarda oldukça hafif geçebilir. PMS genellikle adette yaşanan sıkıntıların daha hafif bir şekilde yaşanmasıdır. Ancak psikolojik olarak yaşanan sıkıntılar, regl döneminden daha fazla olabilir.

  • Depresyon,
  • Yorgunluk,
  • Çok fazla uyuma,
  • Duygu durum değişimleri,
  • Öfke,
  • Dikkat dağınıklığı,
  • Memelerin hassaslaşması,
  • Vücutta ödemler,
  • Kilo alımı,
  • Baş ağrısı,
  • Kusma,
  • Kabızlık ya da ishal,
  • İştahta artış,
  • Cinsel istekte artış.

PMS tanısı nasıl konur?

Regl öncesi sendromu için tanı koymak biraz zordur. Bu şikayetler, her kadında dönem dönem yaşanabilir. PMS tanısı için belirtilerin ciddi bir şekilde yaşanıyor olması gerekmektedir. Bu sayede kadın gereksiz tedavilere maruz kalmayacaktır. Regl öncesi sendromu yani PMS tanısı için gerekli kriterler ise:

  • Bu belirtilere yol açacak başka bir hastalığın olmaması,
  • Ödem, depresyon, gerilim gibi belirtilerin olması,
  • Belirtilerin düzenli olarak her adet döneminden önce yaşanması,
  • 3 adet döneminde de arka arkaya belirtilerin olması ve bu belirtilerin regl olduktan 3 gün onra kaybolması,
  • Belirtilerin iş, okul ya da sosyal yaşamı sekteye uğratması, gerekmektedir.

Regl öncesi yaşanan sendrom tedavi edilebilir mi?

Regl öncesi sendrom, şayet kadının iş, sosyal ya da okul hayatını etkiliyorsa tedavi edilebilir. Bu durum, ömür boyu katlanılması gereken bir sorun değildir. Bu aşamada kadının yapması gereken mutlaka bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmaktır. Bu aşamada uzman, muayene ve gerekli tetkikleri yapıp, bu sorunların temelinde ciddi bir problem olup olmadığını sorgular. Ardından da gerekli tedavilere başlar.

Adet Döneminde ilişkiye girilebilir mi?

Adet döneminde cinsel ilişkiye girmek sağlığı olumsuz etkiler

Toplumdaki genel kanı adet kanamasının pis, kirli olduğu yönündedir. Ancak adet kanının kirli olarak algılanmasının mantıklı bir açıklaması bulunmamaktadır. Bu paralelde adet kanı pis olduğu için bu dönemde cinsel ilişkiye giren erkeklerin kısırlaşacağı şeklinde de bir inanış vardır. Zira metabolizmanın hormonların etkisiyle ürettiği temiz bir kandır. Ancak adet döneminde kadının genital organları mikroplara ve enfeksiyonlara karşı daha hassastır. Zaten kadının genital organındaki peti günde 2-3 saat arayla değiştirdiğinden enfeksiyon riski fazladır. Bir de erkeğin cinsel organından kaynaklanabilecek enfeksiyonlara maruz kalması yanlış olabilir. Ayrıca adet kanamalarının devam ettiği bu süreçte cinsel ilişkiye girmek erkek için de enfeksiyon riski yaratan bir durum olmaktadır.

Adet döneminde kadının genital organları hassastır

Kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen seviyesi kadında adet döneminde düşmektedir. Normal şartlarda doğal olarak kadının vajinasında bulunan faydalı bakteriler, laktik asit seviyesi ve kanının pH dengesi de düşüktür. İşte tüm bu sebeplerle kadının vajina, rahim, yumurtalık ve tüplerin bulunduğu pelvik alanın da enfeksiyonlarla savaşma gücü azalır. Bununla birlikte adet kanının vücuttan dışarı atılabilmesi için rahim ağzı da normalden daha fazla açıldığından kadın adet döneminde alt solunum yolları enfeksiyonları için en hasas dönemindedir.

Adet döneminde ilişkiye girilirse gebe kalınabilir

Adet döneminde hamile kalınır mı sorusu, kadınların merak ettiği konuların başında gelir. Normal şartlar altında düşünüldüğünde adet kanamasının olduğu dönemde yaşanan cinsel ilişki ile kadının gebe kalması çok da olası bir durum değildir. Ancak çok nadiren de olsa böyle bir ihtimal gerçekleşebilmektedir. Zira adet döneminde girilen cinsel ilişkinin gebelik oluşturmayacağına dair her hangi bir bilimsel, tıbbi veri bulunmamaktadır. Bu sebeple adet döneminde ilişkiye girmemek pek çok açıdan en doğrusudur. Ancak sakınca görmeyen çiftlerin korunarak cinsel ilişkiye girmeleri hem enfeksiyon, mikrop ihtimalini hem de gebelik olasılığını ortadan kaldıracaktır.

Adet Geciktirici İlaçlar 

Adet geciktirici ilaçlar hangi sıklıkla kullanılmalıdır?

Adet geciktirici ilaçların çok ciddi bir yan etkisi olmamakla beraber, metabolizmanın doğal döngüsünü bozmaktadırlar. Bu sebeple çok sık kullanılması vücut için sorun teşkil edebilmektedir. Yılda en fazla 3 kez adet geciktirici ilaç kullanımında sakınca görülmemekle beraber, daha fazlası önerilmemektedir.

Adet geciktirici ilaçlar adet kanamasından kaç gün önce alınmalıdır?

Adet kanamasını ertelemek isteyen kadın, adet döneminden 4-5 gün önceden kullanmaya başlamalıdır. Kaç gün geciktirmek isteniyorsa o süre içinde düzenli olarak ilaç kullanılmalıdır. Kadın kaç gün boyunca adet kanamasının ertelenmesini istiyorsa ilacı kullanır, ilaç bırakıldıktan 1-2 gün sonra kadın adet kanaması yaşayacaktır.

Adet geciktiricilerin yan etkileri nelerdir?

Adet geciktirici ilaçların kabızlık, şişkinlik, baş ağrısı, göğüslerde hassasiyet ve sebepsiz gerginlik gibi şiddeti kişiden kişiye değişebilecek yan etkileri bulunmaktadır. Ancak bu yan etkiler geçicidir ve çoğunlukla çok rahatsız edici boyutlarda değildir. Ayrıca adet dönemi geciktiği için bir sonraki kanama da yeni tarihe göre olacağından, yeni döngüyü takip etmek gerekecektir. Bunlarla beraber adet geciktirici hapların direkt olarak kısırlığa sebep olma, yumurtlamayı engelleme gibi olumsuz etkileri söz konusu değildir.

Adet geciktirici ilaçlarla ilgili doğru bilinen yanlışlar nelerdir?

  1. Adet geciktirici ilaçların kısır yapabileceği düşünülür. Ancak yılda 2-3 kereden fazla kullanılmadığında bu ilaçların kısırlık yapabileceği ya da gebeliğe engel olabileceğine dair her hangi bir bulgu yoktur.
  2. Adet geciktirici ilaçların yumurtlamayı olumsuz etkilediği düşüncesi yaygındır. Ancak bu ilaçlar sadece rahim iç dokusunu etkilemekte, sık kullanılmadığı sürece yumurtalıklara her hangi bir müdahalesi bulunmamaktadır. Sık kullanıldığından ise yumurtalıklar ve rahim arasında düzenli olarak gerçekleşen hormon dengesinin düzenini bozabilmektedir.
  3. Adet geciktirici ilaçların doğum kontrolüne yardımcı olabildiği düşünüldüğünden, bu sürede ilişkiye girmenin gebeliğe yol açmayacağına inanılır. Ancak adet geciktirici ilaçların sadece adet kanamasını geciktirmeye etkisi olmaktadır. Tek başına kullanıldığında gebeliği önlemesi söz konusu değildir.

Adet düzensizliği nedir?

Adet düzensizliği, kısaca tanımlanırsa, kadınlarda gerçekleşen adet kanamalarının normal döngü düzeninin oluşabilecek herhangi bir nedenle  düzenin dışına çıkması olarak açıklanır. 21-35  günde bir gerçekleşen adet döngüsü 3 ila 8 gün arasında seyreder. Ağrı, kramp ya da keskin acı beklenmez. Kısaca bu durumların dışı da, adet düzensizliği olarak kabul edilir. Normal bir adet kanaması gerçekleşebilmesi için 4 önemli faktör vardır. Bunlar vücutta işleme geçme sırasıyla şöyle listelenir:

  • Hipotalamus
  • Hipofiz
  • Yumurtalık
  • Rahim

Bu önemli faktörlerin herhangi birinde, dış etkenler ya da içerden kaynaklanan hastalıklar  nedeniyle, adet düzensizliği yaşanmaktadır. Faktörlerin işleyişleri sırasında gerçekleşecek herhangi bir müdahale de aynı şekilde adetlerde düzensizlik yaratacaktır.

Peki, adet düzensizliği nedenleri nelerdir?

Adet düzensizliği oluşmasındaki temel nedenler östrojen ve progesteron hormonlarında oluşan düzensizlik sorunlarından kaynaklanabilir. Ancak bu konuya ek olarak adet düzensizliği oluşmasında birçok başka neden de kesinlikle rol oynamaktadır. Ergenlik ve menopoz gibi yaşlara bağlı nedenlerden dolayı da adet düzensizliği yaşanabilir.  Bu tip durumlar belki zamanla düzelebilir. Peki kısaca adet düzensizliğinedenleri nelerdir kısaca bahsetmek gerekirse:

Hayat tarzında önemli değişiklik:

Yeme ve uyku düzeni bozulması, aşırı yorgunluk, zor çalışma düzeni ile stres ve bir de yapılan sık ve kontrolsüz diyetler vücut metabolizmasına çok ciddi hasar vermektedir. Yapılan ağır antrenmanlar da adet düzensizliğine neden olabilir.

Doğum kontrol hapları kullanımı:

Doğum kontrol haplarının düzenli olarak kullanımı yumurtlamayı etkileyeceği için adet düzensizliklerine neden olabilirler.

Yumurtalıklarda kist olması

Tıp dilinde polikistik over hastalığı, yani yumurtalıkta dönemsel ufak kistlerin gelişmesi de adeti farklı yaşatır. Ağrılı, sancılı olabildiği gibi, adet kanaması da kesilebilir.

Düzensiz yaşanan kanamalar:

Düzensiz yaşanan adet kanamaları, beklenmeyen bir gebeliğe, fark edilmeyen düşük sorunlarına, rahim veya yumurtalıklar ile ilgili sorunlardan kaynaklanabilir. Daha fazla araştırma ve tedavi gereken bu tip durumlarda gerekenler kaçılmadan mutlaka yaptırılmalı, hastanın olayı ertelemesi kesinlikle engellenmelidir.

Vücutta tiroid hastalıkları olması:

Bünyede bulunan her çeşit tiroid hormonu bozukluğu rahatsızlığı , düzensiz adet dönemlerinin bir nedeni olabilir. Vücut metabolizmasını koruyan tiroid bezi gereken hormonları üretemezse vücudun dengesi bozulur.

Adet söktürücü nedir?

Ergenlik çağından menopoza dönemine kadar, kadınların vücudunda her ay hamilelik hazırlıkları yapılır. Adet bitiminden itibaren yeni bir yumurtlama dönemi başlar ve rahim astarı muhtemel bir embriyo için kalınlaşır. Eğer hamilelik oluşmazsa rahim astarı dökülecek ve kanama olarak dışarı atılacaktır. Bu aşamaların hepsinde östrojen ve progesteron hormonları devreye girer. Progesteron hormonu yükseldiğinde rahim astarının kalındığı da artacaktır. Ancak hamilelik oluşmadığında bu hormonun seviyesi düştüğü için adet kanaması başlar. Adet söktürücü ilaçların temelinde de progesteron hormonun vücut üzerinde oluşturduğu etkiler bulunmaktadır. Bu türden bir ilaç kullanıldığında vücuda progesteron hormonu yüklenmiş olur. Böylece rahim astarının kalınlaşması teşvik edilerek adet kanamasının oluşması sağlanır.

Adet söktürücü ilaçlar neden kullanılır?

Adetin durmasını etkileyebilecek birçok faktör bulunur. Stres, fazla egzersiz, aşırı kilo alma veya aşırı kilo verme, düzensiz bir yaşam tarzı, hormonal hastalıklar, bazı ilaç tedavileri gibi nedenlerden dolayı adet tarihinde sapmalar yaşanabilir. Adet söktürücü ilaçlar, uygun görüldüğü takdirde başlandığında adetin de başlamasına yardımcı olacaktır. Erken yaşta menopoz dönemine girilmesi, hormon seviyelerin düzenli olmayışı ve bazı hastalıkların tedavisinde de bu tür ilaçlar reçete edilebilir.

Adet söktürücü ilaçlar nasıl kullanılır?

İlaç sektöründe birçok farklı çeşit adet söktürücü ilaç bulunmaktadır. Hangi ilacın kullanılacağı ve dozajı mutlaka bir kadın hastalıkları uzmanı tarafından belirlenmelidir. Adet tarihi geciken her kadının bu ilaçları kullanması riskli olabilmektedir. Bu nedenle önce adetin başlamamasına neden olan problem tespit edilmeli ve birtakım tetkikler yapılmalıdır. İlacın kaç gün boyunca kullanılacağı yine aynı şekilde hekim tarafından kararlaştırılmalıdır. Belirlenen süre zarfında kullanılan ilaç bırakıldıktan sonra adet kanamasının başlaması beklenir. Bu süre genellikle 3 ila 7 gün arasında değişebilmektedir.

Adet söktürücü iğne daha mı etkilidir?

Enjeksiyon şeklindeki ilaçlar, her zaman için haplardan daha hızlı etki gösterir. Hap kullanımında olumlu bir etki gözlemlenemediği takdirde, enjeksiyon yapılması önerilebilir. Bu iğneler, tıpkı haplar gibi reçetesiz olarak kullanılmamalıdır. Çoğu durumda günde 1 defa yapılan iğne, belirtilen süre boyunca kullanılır ve bıraktıktan sonra etkisinin görülmesi beklenir.

Adet söktürücü ilaçlar tehlikeli midir?

Adet söktürücü ilaçlar yüklü miktarda progesteron hormonu barındırmaktadır. Vücutta progesteron düzeyinin yüksek olması lekelenme, kasık ağrısı, mide bulantısı, göğüslerde ağrı, baş ağrısı ve migren gibi problemlerin başlamasında etkili olabilir. Ancak ilaçların bırakılması ve adet kanamalarının başlamasıyla birlikte hormon seviyesi azalacağı için yan etkiler de kısa süreli olarak görülecektir. Bu tür belirtilerin yanı sıra ateş, titreme, şiddetli ağrılar, görme bozuklukları ve vücut döküntüleri gibi şikayetlerin olması durumunda derhal hekime danışılmalı ve gerekiyorsa ilaç bırakılmalıdır.

Adet söktürücü ilaçların en büyük riski, bilinçsiz kullanım sonucunda meydana gelir. Hamileliğin mevcut olup olmadığı öğrenilmeden ilaçlara başlanması halinde düşük oluşabilir. Aynı zamanda bebekte kalıcı hasarların da görülmesi muhtemeldir. Bu nedenden dolayı, hamilelik testi sonucunu görmeden ilaca başlamak sakıncalıdır. Adet söktürücü herhangi bir ilaca başlamadan önce endometriozis, kanın pıhtılaşma sorunu, organ yetmezliği, astım, diyabet, kalıtsal kan hastalıkları, meme kanseri, epilepsi gibi bir hastalığınız mevcut ise bu durumu mutlaka doktorunuza bildirmeniz gereklidir.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı