Jinekoloji

Menopoz

Menopoz kelimesi, kadınların adet düzeninin artık sona ermesidir.Menopozun kesin olarak gerçekleştğini söylemeyebilmek için 1 sene boyunca hiç adet görülmemesi gerekir. Menopoz, 48 ile 52 yaşlar arasında görülür. Tütkiye’de ise genellikle 45 yaşında menopoz dönemi başlar. 45-55 yaşları da normal kabul edilir. Menopozun adet görülen ilk yaş ile, yaşanılan yerin coğrafyası ve mevsimi ile, evli ya da bekar olma ile ilgisi yoktur. Erken menopoz ise, 35 yaşından önce menopoza girmek demektir. Menopoza 55 yaşından sonra girmek de krahim kanseri için risk faktörü sayılmaktadır. Bu sebeple menopoza erken veya geç girmek sağlık açısından faydalı değildir.

Menopoz bir hastalık gibi algılanmamalı. Doğal bir süreçtir. Kadının menopoza girmesi, kadınlığının bittiği anlamına gelmez. Bu dönemde doğum kontrol zorunluluğu olmadsan cinsel hayatlarına devam edebilirler.

Menopoz, yumurtalık işlevlerinin artık sona erdiğinin göstergesidir. Bu da üreme yetisinin artık olmadığını gösterir. Menopozdan önceki 2-6 yıla premenopoz dönemi yani menopoza hazırlık dönemi, sonraki 2-6 yıllık döneme de postmenopoz dönemi denir. Premenopoz döneminde: östrojen hormon üretimi artık yumurtalıklar tarafından daha az üretilir.

Bu sebeple de iki problem karşımıza çıkar:

  • Adet bozuklukları: Adet kanamaları miktar olarak değişir. Kanamalar daha az ya da daha çok olabilir. Adet araları uzabilir. Kanamalar artık düzensiz gelmeye başlayabilir. Çok nadir kadında kanama bir anda kesilir.
  • Östrojen hormon üretiminin azalması ile ilgili olarak vazomotor semptom ismi verilen çeşitli sorunlar meydana gelebilir. Bu belirtilerin ne derece yoğun olduğu menopoza girecek olan kadının sosyal ve kültürel durumuyla, karakteriyle oldukça yakından ilgilidir.

Bazı kadınlar bu semptomları oldukça yoğun yaşarken, bazı kadınlar ise bu semptomları daha hafif yaşamaktadır. Bu noktada kadının statüsü, karakteri bu semtomlar üzerinde etkili olur. Kadın, kendini menopoza hazırlar, bu durumun bilincinde olursa dönemi daha rahat yaşayabilir.

Menopoz Belirtileri Nelerdir?

  • Ateş basması
  • Gece terlemeleri
  • Uykusuzluk
  • Sinirlilik
  • Endişe
  • Hafızada yavaşlama
  • Unutkanlık
  • Konsantrasyon kaybı
  • Çarpıntı
  • Baş ağrısı
  • Libidoda azalma

Ergenlik dönemine giren kız çocuklarında yumurtalıklar, kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen ve progesteron hormonları salgılamaya başlar. Bu hormonların salgılanmasıyla beraber ayda bir kez doğal olarak adet kanaması yaşanır. Sağlıklı her kadında hormonların etkisiyle bu kanama ergenlik ve menopoz dönemleri arasında rutin olarak ayda bir kez gerçekleşir. Ancak ilerleyen yaşla beraber hormonların salgılanma yoğunluğu azalır ve zamanla tamamen biter. İşte doğal bir sonuç olan bu hormon salgılanmasının sonlanması ve kanamaların durması menopoz olarak adlandırılır. Menopoz dönemi kadın için doğal bir süreçtir ve sadece doğurganlığın bittiğine işarettir. Onun dışındaki yaşam doğal rutininde devam eder.

İleri yaşlardaki adet düzensizlikleri menopoz işareti olabilir

Kadınlık hormonlarının daha az salgılanmaya başladığı, doğurganlığın azaldığı 45 yaş üzerinde artık adet kanamaları düzensizleşmiştir. Her ay adet görememe, adet kanamasının yoğunluğunun azalması, daha kısa sürmeye başlaması veya bazı aylarda hiç adet görmeme menopozu işaret edebilmektedir. özellikle 40’lı yaşlardaki kadınlarda 1 ay çok yoğun adet kanaması görüp, diğer ay lekelenmeler şeklinde adet görme ya da iki adet arasında çok az miktarlarda kanam olması menopoza girme sinyalleri olarak algılanmaktadır.

Sıcak basması ve ani terlemeler menopoz belirtisi olabilir

Türk toplumundaki kadınlarda genel olarak 45 yaşın üzerinde menopoza girilir ve bu kadınlarda en sık görülen menopoz belirtileri ani gece terlemeleri ve sinir ataklarıdır. Kadının yüzünde başlayan bu ani sıcak basması ve terleme durumu, üst bedeni kıpkırmızı yapacak kadar şiddetlenebilir. Östrojen hormonunun seviyesinin bu düşüşüne vücut sıcaklık ve terleme ile tepki vermektedir. Bazı kadınların bu sıcak basması ataklarını daha şiddetli hissetmesi, diğerlerinin daha hafif hissetmesi, tamamen östrojen hormonunun hangi hızla düştüğü ile ilgilidir. Östrojen hormonu seviyesi hızlı düşen kadınlar, günlük yaşamlarını çok olumsuz etkileyecek, hatta ataklara yol açabilecek kadar şiddetli bir sıcak basması ve terleme yaşayabilirler. Bu bağlamda menopoza giren kadınların yoğun olarak geceleri terlemeleri de uyku düzenlerini, dolayısıyla gündüz performanslarını alt üst eder. İşte bu durum da kadında sıkıntı ve strese sebep olur.

Sık sık duygu değişimlerine girmek menopoz habercisi olabilir

Yaşanan hormonsal dengesizlik kadının duygu dünyasını, psikolojisini olumsuz etkilemektedir. Aniden gözlenen fazla enerji ve pozitif tutum, bir anda kaygı ve depresyon hali ile yer değiştirebilir. Ani duygusal değişim ve depresyon durumu her kadında kendisini farklı şiddette göstermektedir.

Kilo alma ve saç dökülmesi menopozun fiziksel belirtileridir

Kadınların çoğu menopoz dönemindeki hormon dengesizliği dolayısıyla özellikle bel bölgesinde kilo almaktadırlar. Östrojen salgısı azalmaya başlayınca, metabolizma yavaşlar ve vücut da yağ depolamaya başlar. Bu dönemde hafif egzersizler yapmak ve dengeli, sağlıklı beslenmek gerekir. Bununla birlikte kadının saç köklerini besleyen östrojenin salgılanma seviyesinin düşmesi, saç dökülmelerine sebep olmaktadır. Östrojen seviyesi azaldıkça saçlar kırılır, yıpranır, dökülür ve eskisi gibi uzamaz. Bu sebeple saç diplerini besleyecek bakım ve maskeler uygulanması bu dönemin daha az zararla atlatılmasını sağlayacaktır.

Menopoz sonrası yaşam nasıl devam eder?

Menopoz üreme sisteminin fonksiyonları ile ilgili bir durum olduğundan, bunun dışındaki yaşam neredeyse menopoz öncesindeki gibi devam eder. Menopoza girmek kadının cinsel yaşamını etkilemez, ancak fiziksel ve duygusal bazı değişimler yaşayan kadın bu döneme alışıncaya kadar sıkıntılar yaşayabilir. Zira kadınlık hormonlarının seviyesi azalmış, özellikle de östrojen hormonu çok düşmüştür. Bu bağlamda kadın isterse cinsel ilişkiye girebilir, cinsel fonksiyonlarda sıkıntı yoktur, ancak androjen eksikliği dolayısıyla kadında cinsel isteksizlik görülür.

Menopozdan 5 yıl kadar sonra atrofi ortaya çıkabilir. Atrofi, en bariz vajinada görülür. Atrofi neticesi vajinada daralma meydana gelebilir. Vajinanın mukazası bu dönemde azaldığı için kayganlığı da azalır. Bu sebeple cinsel hayat zorlaşabilir. Gene atrofiye bağlı deride kırışıklıklar oluşabilir.  Menopoz döneminden yaklaşık on sene sonra kalp hastalıkları riskinde bir artış söz konusu olur. Bunun yanında osteoporoz yani kemik erimesi belirtileri başlar. Metabolizmanın yavaşlaması sebebiyle menopoz döneminden sonra kadınlar genellikle kilo alır.  Bunun dışında menopoz döneminde meme hastalıklarında da bir artış meydana gelir.

Kadınlar bu sorunlardan korunmak adına düzenli olarak kontrollerini yaptırmayı ihmal etmemelidir.

Yumurtlama süreci nasıl olur?

Dünyaya gelen kız çocukları, belli bir yumurtalık rezervi ile doğarlar. Bu yumurtalar, ergenlik dönemine dek uyuma sürecindedirler. Bir adet döngüsü, genellikle 28 gün sürer. 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırı olarak kabul edilir.  Adet kanaması yaklaşık olarak 4 gün sürer. ve 1 ile 7 gün arası normalin alt ve üst sınırları olarak adet kanamasında kabul edilir. Adet döneminde yaklaşık olarak 20 ile 80 mililitre arasında bir oranda kan kaybedilir.

Adet döngüsü ergenlik çağından, yumurtalıklarda olgunlaşabilecek yumurta hücrelerinin tamamiyle bittiği menopoz dönemine kadar sürer. Adet döngüsü, hamilelik döneminde ve emzirmenin yaşandığı sürenin büyük bölümünde geçici olarak durur.

Yumurtalar hangi yaşta azalmaya başlar?

Yumurtalar 40’lı yaşlardan sonra ciddi oranda azalır. Bu nedenle de, yumurtaların salgıladığı östrojen adı verilen hormon da azalmaya başlar. Menopoz dönemi ardından hiç yumurta kalmaz. Bu sebeple östrojen de oldukça azalır. Ancak östrojen azalsa da asla tamamen bitmez. Çünkü vücudun yumurtalıklar haricinde de özellikle yağ dokusundan ve böbrek üstü bezlerinden de oldukça az miktarda östrojen salgılsı yapılır. Ancan bu miktar adet olmaya yetecek kadar değildir.

Ateş basması neden yaşanır?

Menopoz dönemi ardından salgılanan östrojen oldukça azalır. Bu sebeple de ateş basması ve terleme belirtileri kendini göstermeye başlar. Bu iki belirti bazı kadınlarda o kadar çok rahatsız edicidir ki, bu sorunun düzelmesi için doktora başvururlar.Bunun dışında devamlı ateş ve terin soğuk algınlığı riskini de arttırdığı bilinmektedir.

Menopoz döneminde ateş basması ve terle beraber uyku sorunları, gerginlikler, depresyon ve mutsuzluk hali, ciltte kuruma ve yaşlanma belirtisi görülebilir.

Östrojen eksikliğinin yol açtığı durumlar

Östrojenin az salgılanması osteoporoz adı verilen kemik erimesi sorununa sebep olur. Buna tedbir amaçlı kadınlara 40 yaşından sonra kalsiyum taksviye yapmak gerekebilir. Kalsiyum tablet şeklinde takviye edilebilir. Bunun sebebi de süt ve süt içeren besinlerin bu yaşlardan sonra kolesterolü kötü etkileme riskidir.

Menopoz ardından yaşanan önemli sorunlardan bir diğeri de kalp ve damar hastalıkları olmaktadır. Kadınlarda kalp ve damar hastalıkları menopoz dönemine girilmeden daha az görülür.

Alzheimer hastalığı ya da erken bunama şeklinde tabir edilen hastalık,  kadınlarda erkeklere oranla daha yaygın şekilde görülür. Buna sebep olan faktöründe menopoz ardından yaşanan östrojen olduğu hakkında çalışmalar bulunur. Östrojen tedavisinin, bu hastalığı önlemek için oldukça önemli olduğu bildirilmiştir.

Menopoz dönemi bilinenin aksine cinsel hayatı sekteye uğratmaz. Tek problem, menopoz sebebiyle östrojen azalmasına bağlı olarak vajinada kuruma ve incelmedir. Bu sorunlar, çeşitli yöntemlerle giderilebilir.

Menopoz yaşı geciktirilebilir mi?

  • Sıfır beden ya da obez olmak menopoz dönemine daha meyilli yapabilir. Uygun kilonuza gelin.
  • Stres erken menopoza sokabilir.Stresten olabildiğince uzak durun.
  • Sigara kullanma alışkanlığınız var ise mutlaka bırakın.
  • Spor yapın.
  • Oksijen radikali emme potansiyeli fazla antioksidan besinleri tüketmeye özen gösterin.
  • Balık, ceviz, taze fındık, kabak çekirdeği, brokoli, lahana, karnabahar, domates, biber, havuç, mürdüm eriği, nar, üzüm, çilek, karpuz, işlenmemiş tahıl ve ürünleri, yeşil çay ve taze greyfurt suyu tüketmeye ayrı bir özen gösterin.
  • Beslenme düzeninizi oluşturun.
  • Kalsiyumdan zengin olan besinlere sofralarınızda her gün yer verin.
  • Güneşlenmek D vitamini almak için önemlidir. Güneşlenin.

Menopozda beslenme

Menopoz ardından yaşanacak dönemi oldukça rahat ve sağlıklı bir şekilde geçirmek isteyenler, beslenmelerine dikkat etmelidir.  Sizi aç bırakacak yetersiz diyetlerden uzak durun. Sağlık ve besleyici bir beslenme düzeni ile ideal kilonuza ulaşmaya çalışın. Çok zayıf olmak da çok kilolu olmak kadar zararlıdır. Aşırı zayıflık, kemik erimesi riskini arttırır.

Süt ürünleri ve kırmızı eti olabildiğince azaltın.

Çok protein almak, böbrek taşı, gut ve yüksek kan basıncının yanında kalp hastalıkları ile de ilişkilidir.Proteinli gıdalarda fosfor fazla oranda bulunur. Fosforun fazla olması da kalsiyum kaybı anlamına gelir. Bu etkenler kemik erimesi için risktir. Beyaz et ve balık tüketmeye özen gösterin.

Şekerli gıdalardan uzak durun.

Kan şekeri, sağlıklı bir menopoz dönemi için oldukça mühimdir. Karbonhidratlar ve şeker kan şekerini arttırır. Bu sebeple uygun gıdaları tercih ederek sık sık ama az yiyin.

Balık yemeyi ihmal etmeyin.

Omega -3 ve omega -6 yağ asitlerinin ideal dengede temin edilmesi, kalp riskinin azalması için oldukça önemli rol oynar. Bunun dışında kolestrolün kontrol altında tutulması için oldukça önemlidir.  Kan şekeri kontrol eder ve menopoz dönemi belirtilerini minimuma indirir. Bu sebeple de haftada iki kere balık tüketmeye özen gösteriniz.

Tuz kullanmamaya dikkat edin.

Gıdalardan fazla sodyum almak, kalp damar hastalıkları riskini arttırmakla kalmaz, idrarla kalsiyum kayıplarını da çoğaltarak kemik erimesine yani osteoropoza temel oluşturur. Gıdalarınızdaki tuz miktarının azaltmak, içinde tuz olan hazır ürünlerden kaçınmak gerekir.

Çay, kahve, alkol ve kola gibi içecekleri minimuma indirin.

Bu gibi içecekler yerine yeşil çay gibi bitkisel içecekleri tercih edin. Kafein, menopoz döneminde görülen uykusuzluk, gerginlik ve sinirlilik halinin artmasına yol açar.  Alkol de kalsiyum emilimini kötü etkiler. Bu sebeple bu içeceklerden uzak durulmalıdır.

Bol bol su için

Ateş basması ve vajinal kuruluk gibi sorunların azalması için günde 8 bardak su içmek oldukça faydalıdır. Su içmek, yavaşlayan metabolizma için de kilo kontrolü sağlayacak, böbreklerin çalışmasına yardımcı olacaktır.

Bitkisel östrojenler tüketin.

Östrojenin doğal kaynağı soyadır. Etkisi kesin olarak kanıtlanmamıştır ancak soyanın yoğun olarak tüketildiği ülkelerde menopoz belirtilerinin oldukça az yaşandığı bilinmektedir. Bunun dışında soya, kolestrol düşürücü ve kansere karşı koruyucu bir etkiye de sahiptir. Soya fasulyesi, soya filizi, soya sütü, soya yağı, soya eti ve tofu menopoz döneminde tüketebilir.

Bunun dışında bitkisel östrojen kaynakları olara:

kurubaklagiller, elma, havuç, kuru üzüm, sarımsak, domates de sayılabilir.

Menopoz Döneminde İlaç Tedavileri

Menopoz dönemi kadının östrojen hormonu seviyesinin düşmesi ile bir takım belirtilerin ortaya çıktığı oldukça sancılı bir dönemdir. Bu nedenle östrojen hormonun seviyesine bağlı olarak yaşanan sorunların hafifletilebilmesi amacı ile ilaç tedavileri uygulanmaktadır.

Hormon tedavisi

Östrojen hormonun azalması nedeni ile menopoz döneminde uygulanan tedavi östrojen hormonun yerini doldurma çalışmalarıdır. Menopoz tanısında sonra eğer hasta için herhangi bir engel bulunmuyor ise ağızdan, cilde yapıştırılan bant veya cilde sürülen jellerden ya da vajinal yolla östrojen hormonu takviyesi yapılmaktadır. Hormon tedavisine başlamadan önce jinekolojik muayene, pap smear testi, kan ve idrar tahlilleri, karaciğer-böbrek ve kolesterol değerlendirmeleri için çeşitli kan testleri yapılmaktadır. Ayrıca mamografi meme ultrasonografisi de incelenmektedir.

Östrojen ( E ) tedavisi

Histerektomi ( cerrahi müdahale ile rahmin alınması) ameliyatı geçirmiş kadınlar için tercih edilen tedavidir. Yalnızca östrojen hormonunu kesintisiz olarak ağızdan ya da cilt yolu ile verilmektedir.

Östrojen ile Progesteron ( P ) tedavisi

Östrojen hormonun endometrium tabakasının kalınlaşması neden olarak kanser riskini tetiklenmemesi için östrojen ve progesteron hormonu beraber verilmektedir. Menopozun ilk basamağını oluşturan perimenopoz döneminde E+P tedavisi belli aralıklarla uygulanmaktadır. Menopoz döneminden 1 yıl sonra kesintisiz tedavi verilebilmektedir. Progesteron hormonu ağız yolu ile ya da vajinal yoldan verilebilmektedir. Ayrıca yalnızca progesteron hormonu ihtiva eden rahim içi aparatları kullanılarak lokal olarak verilebilir.

Androjen veya östrojen ile birlikte androjen tedavisi

Menopoz döneminde yumurtalıklardan salgılanan erkeklik hormonun azalması sonucunda cinsel isteksizlik meydana gelmektedir. Yapılan araştırmalarda östrojen ve androjen hormonun birlikte verilmesi ile kadınlarda bu isteğin artığı tespit edilmiştir. Ancak yüksek değerlerde verilen hormonlar tüylenme ve cilt bozukluklarına neden olabileceği için, doz ayarlamasına çok dikkat edilmesi gerekir.

Tibolon tedavisi

Hormonlar ile aynı etkiyi gösteren östrojen, progesteron ve androjen reseptörlerine bağlanarak nonsteroidal etki eden maddedir. Kesintisiz olarak kullanılmaktadır. Ayrıca östrojenin yan etkilerini giderebilmektedir. Ancak meme kanseri riski arttıran östrojen hormonundan daha yüksek risk faktörü içermektedir.

Hormonsuz tedavi

Uygulanan bu tedavi genellikle menopoz belirtilerinden daha çok menopozun yarattığı ( osteoporoz ) hastalıklarına karşı kullanılan ilaçlardan oluşmaktadır. Kemik desteği için;

  • Kalsiyum desteği
  • Bifosfonatlar
  • D Vitamini takviyesi yapılmaktadır.

Ayrıca antidepresan ilaçlar ( SSRI, SNRI ) ve bazı antihipertansifler kullanılabilmektedir. Mepoz tedavisinde kullanılan bu ilaçlar hormon tedavisi için uygun olamayan ya da almak istemeyen hastalar tarafından tercih edilmektedir. Yapılan araştırmalarda bu ilaçların plasebodan daha etkili oldukları fakat östrojen karşısında etkisiz kalabildikleri belirtilmiştir.

Menopoz her kadının hayatında yaşayacağı en köklü değişim evresidir. Bu dönemlerde yaşanan fizyolojik değişimler ve psikolojik değişimler östrojen hormonu seviyesinin azalmasına bağlı olarak yaşanan doğal bir süreçtir. Bu nedenle dönemin daha rahat bir şekilde atlatılabilmesi için kişinin hayat tarzında birtakım değişikliklere gitmesi önerilmektedir. Fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, zararlı alışkanlıklarda uzak durma gibi sağlığı tehdit edecek ve strese maruz bırakacak davranışlardan kaçınılması gerekir.

Ayrıca her gün güneş ışınlarından yararlanmak amacı ile yapılan 30 dakikalık yürüyüşler kemikleri güçlenmesini sağlarken, menopozun diğer belirtilerinin hafifletilmesine yardımcı olacaktır. Kemik kaybının hızla yaşanmaması için kalsiyum açısında zengin besinlere de ağırlık verilmesi gerekir.

Hormon tedavisine engel olan durumlar nelerdir?

  • Yakın zamanda kalp krizi
  • Geçici iskemik atak
  • Beyin-damar tıkanıklığı
  • Karaciğer fonksiyonlarında bozukluk
  • Meme ve rahimde tümör

Hormon tedavisinde dikkatli olunması gereken durumlar nelerdir?

  • Safra kesesi taşı ve hastalıkları
  • Migren tarzı baş ağrıları
  • Miyom
  • Şeker hastalığı
  • Hipertansiyon
  • Damar sertliğine bağlı olarak beslenme bozukluğu
  • Hiperlipidemi ( kanda yağ ve kolesterol yüksekliği )

Östrojen hormonuna bağlı olarak ortaya çıkabilecek yan etkiler nelerdir?

  • Meme uçlarında hassasiyet
  • Safra taşı oluşumu
  • Kusma
  • Şişkinlik
  • Bulantı
  • Kramplar
  • Kilo alma
  • Ödem
  • Tansiyon yükselmesi

Progesteron hormonu bağlı olarak ortaya çıkabilecek yan etkiler nelerdir?

  • Libido (cinsel istek) azalması
  • Memelerde hassasiyet
  • Akne
  • Yorgunluk
  • Yağlı cilt
  • Depresyon
  • İştah artması
  • Kilo alma

Menopoz döneminde beslenme nasıl olmalı?

Kaliteli bir yaşam sürdürülmesi için beslenme ve yaşam tarzı önemli bir etkendir. Yapılan araştırmalara göre menopoz döneminden sonra kadınların besin gereksinimi diğer kadınlara göre daha fazla artarken, farklılık göstermektedir. Vücudun yaşadığı hormonal değişimler nedeniyle menopoz dönemindeki kadınların şişmanlık, kalp-damar hastalıkları, osteoporoz ( kemik erimesi ) gibi hastalıkların oluşma ihtimali artarken, bu hastalıkların gelişimini önleyici ve koruyu beslenme alışkanlıklarının kazanılması gerekir.

Kadınların bu dönemlerinden hazırlanan diyet programları hipertansiyon, dislipidemi, diyabet ve benzeri kronik hastalıklar göz önünde bulundurularak uzman diyetisyen tarafından özel diyet önerileri içermelidir. Menopoz döneminde yeterli ve sağlıklı beslenme dengesi sağlanır ve fiziksel aktivite ile ideal vücut ağırlığının devam ettirilir ise, kemik ve kalp sağlığının korunması, şeker hastalığı, kanser riskinin azaltılması ve menopoz döneminde ortaya çıkan şikâyetlerin en aza indirilmesi sağlanacaktır.

Enerjisi düşük, besin değeri yüksek gıdalar tüketilmeli

Menopoz dönemindeki diyet programında karbonhidratlardan alınan enerji miktarı %55 ile %60 civarında olmalıdır. Çay şekeri, reçel ve bal gibi basit şekerlerin tüketiminin azalması gerekir. Bu besinler yerine tahıl ve kurubaklagil gibi karbonhidrattan zengin besinlerin tercih edilmesi önerilir. Tüketilen bu şekerler yalnızca enerji sağlarken, kompleks karbonhidratları içeren besinler hem enerji hem de vücudun ihtiyacı olan protein, vitamin, mineraller ve posa desteğini sağlamaktadır.

Posalı besin tüketimi arttırılmalı

Posa bakımından zengin besinler; kurubaklagil, tahıllar, sebzeler ve meyvelerdir. Posa karbonhidrat türünde olup, koruyucu ve tedavi edici özelliğe sahiptir.

Meyvelerden: elma, armut ve çilek

Sebzelerden: yağlı tohumlar, kuru fasulye

Sert kabuklu yemişlerden: Ceviz, fındık Ayrıca pirinç, yulaf, arpa kepeği suda çözünen posa olarak, kolesterolün düşürülmesine ve kan glikozunun düzenlenmesinde etkin rol oynar.

Diyabet, kanser ve koroner kalp hastalığı riskini azaltırken, mevcut olan hastalıkları da tedavi edici özelliğe sahiptir. Buğday kepeği, mısır kepeği ve tam buğday unundan yapılmış ekmekler ve sebzelerdeki suda çözünmeyen posalar, kabızlığı önlemektedir. Bunların yanı sıra posalı besinler kolon kanseri riskini azaltmaktadır. Kişinin günlük tüketmesi gereken posa, 25-30 gram olmalıdır. Ancak çok yüksek posalı beslenmenin enerji, yağ, protein ve mineral emilimini azalttığı için yeterli posa alınımına dikkat edilmesi gerekir. Haftada en az 2-3 defa kurubaklagil yemekleri yeterli olacaktır.

Sebze ve meyve tüketimi arttırılmalı

Sebze ve meyveler vitamin, mineral ve fitokimyasal olarak isimlendirilen zengin besin ögelerinden oluşmaktadır. Yağ oranı düşük ve fitokimyasalların vücut sağlığını koruyucu etkisi vardır. Sebze ve meyve çeşitlerinin bolca tüketilmesi kalp hastalıklarını, kanser türlerini, Tip 2 diyabetten koruma, hipertansiyonu önleme ve kontrol altında tutma, katarak ve diğer göz sağlığı rahatsızlıklarından korunmak için en etkili yöntemdir. Ayrıca sebze ve meyve tüketiminin kemik minerallerine koruyucu etkisi vardır. Menopoz döneminde ve sonrasında ortaya çıkma ihtimali yüksek olan hastalıkların önlenmesi için günde 400 gramın üzerinde sebze ve meyve tüketimi önerilmektedir. Özellikle her öğünde ve öğün aralarında farklı sebze ve meyve tüketimi ile çeşitli besin değerlerinin alınması gerekir.

Düşük yağlı ve düşük kolesterollü besinler tüketilmeli

Menopoz dönemindeki kadınların günlük aldıklarını enerjinin en fazla %30’u yağlardan olmalıdır. Ancak sağlıklı beslenme çerçevesinde alınan yağ miktarı kadar tüketilen yağların içeriği de önemlidir. Yağlar tekli doymamış yağ ( fındık yağı, zeytinyağı ), çoklu doymamış yağ ( ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, soya yağı ) ve doymuş yağlar ( kuyruk yağı, tereyağı ) olarak ayrılır. Bu yağların yapılarının ve fizyolojik özelliklerinin insan sağlığı üzerinde birbirinden farklı ve çeşitli etkileri vardır.

Katı margarinler çoklu doymamış yağların hidrojen ile doyurulması ile elde edilmektedir. Bu nedenle kolesterol içermezler fakat trans yağ asitlerinden oldukça zengindir. Trans yağ asitleri de kalp ve damar sağlığını etkileyen hastalıkların riskini arttırmaktadır. Menopoz döneminde de doymuş ve trans yağ tüketiminin azaltılması gerekir. Beslenmede enerjinin en fazla %7’si doymuş yağlardan, %1’inden azı ise trans yağlardan sağlanmalıdır.

Kısacası menopoz dönemindeki beslenme içeriğinde kolesterol 300 mg’ın altında olmalıdır. Düşük dansiteli lipoprotein kolesterol seviyeleri yüksel şeker ve kardiyovasküler hastalığı olanların ise beslenmesine kolesterol 200 mg’ın altında tutulması daha uygun olacaktır. Doymuş hayvansal yağların ve katı margarinlerin aşırı tüketilmesi, kan kolesterol seviyesinin artmasına neden olur. Bu da kalp ve damar hastalıkları için yüksek risk faktörünü oluşturmaktadır.

Bunların yanı sıra aşırı yağlı besinler tüketen kişilerin meme kanseri riskinin artışında majör faktör olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle bitkisel sıvı yağların daha çok tercih edilmesi önerilir. Ayrıca çoklu yağ asitleri bulunduran Omega-3 içeriği ile balık tüketiminin de haftada en iki defa tüketilmesi gerekir. Omega-3 yağ asitleri bilişsel fonksiyon, kemik hastalıkları, görme ve kan lipitleri üzerinde olumlu etkisi olan ve kemik erimesine karşında koruyucu görevini üstlenen besin maddesi olarak düşünülmektedir.

Menopoz döneminde yağ tüketimini azaltmanın yolları nelerdir?

  • Kırmızı et yerine daha çok derisiz tavuk ya da hindi eti tercih edilebilir.
  • Et yemeklerinde ekstra yağ eklenmemeli
  • Etlerde görünen yağların temizlenmesi
  • Yağ oranı daha düşük besinlerin tercih edilmesi
  • Yemeklerin kızartma yerine ızgara, haşlama ya da fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi
  • Fast- food gibi hazır yağlı gıdaların tüketiminden uzak durulması gerekir.

Kalsiyumdan ve D vitamininden zengin besinler tüketilmeli

Kalsiyum çocukluk ve yetişkinlik döneminde kemik gelişimi için önemli rol oynarken, menopoz döneminde de kemik sağlığının korunmasında ihtiyaç duyulan besin maddesidir. Kan basıncının düzenlenmesinde de etkin rolü vardır. Menopoz döneminde östrojen seviyesinin düşmesi ile idrar yoluyla kalsiyum atımında artış, bağırsakların kalsiyum emiliminde azalma ve yeterli kalsiyum miktarının alınmamasına bağlı olarak kemik kaybı görülmektedir.

Menopoz döneminden sonra kadıların çoğunluğunda osteoporoz yani kemik erimesi artmaktadır. Kemiklerin zayıflaması sonucu omurga, bilek ve kalça kırıkları sağlığı olumsuz etkileyecek düzeyde yaşanabilmektedir. Bu nedenle kemiklerin desteklenmesi amacı ile yeterli miktarda kalsiyum ve D vitaminin alınması kemik mineral kaybını en aza indirgemektedir. Menopoz döneminde kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünlerinin, yeşil yapraklı sebzelerin, kuru baklagillerin tüketimi gerekir.

Ayrıca kalsiyumdan zengin bir diğer besin ise pekmezdir. Besinlerden yeteri kadar D vitamini gereksinimi karşılanamaz ise, D vitamini kaynağı olan güneş ışınlarından günde 15-30 dakikalık yürüyüş yapmak yeterli olacaktır. Ayrıca doktorun tavsiyesine göre, D vitamini ve kalsiyum desteği alınabilmektedir.

Tuz tüketiminin azaltılması gerekiyor

Aşırı tuz tüketimi kalp ve damar hastalıklarını, hipertansiyon ve idrar yolu ile kalsiyum atımın artmasına bağlı olarak osteoporoza neden olmaktadır. Bu nedenle menopoz döneminden sonra osteoporoz riskinin artmasına karşılık tuz tüketiminin azaltılması gerekir.

Bol sol sıvı tüketilmeli

İnsan sağlığı için günde tüketilmesi gereken sıvı miktarı 2500 ml’dir. Yani vücudun ihtiyacı olan sıvı miktarı 8-10 bardak su ile karşılanabilmektedir. Böbrek fonksiyonlarının devamlılığı, idrar yolları enfeksiyonları, böbrek taşları ve kabızlığın önlenmesi için kişilerin gün içerisinde bol bol su tüketmesi önerilir. Ayrıca taze sıkılmış meyve suları, süt, ayran ve çorbalarda içerdikleri besin maddeleri ile birlikte vücudun ihtiyacı olan sıvı miktarını dengelemektedir. Kalsiyum ihtiyacına yönelik sütün tercih edilmesi doğru bir davranış olacaktır.

Kahve, çay, kola gibi kafeinli içeceklerin tüketimine dikkat edilmesi ve bunların yerine bitki çayların tercih edilmesi önerilir. Aşırı kafeinli içeceklerin tüketilmesi kemik yıkımına ve osteoporoz oluşuma neden olabilmektedir. Ayrıca çayın yemeklerle birlikte içilmesi, demir emilimini azaltmaktadır. Eğer kişi çay içmek istiyor ise, yemeklerden bir saat önce ya da sonra, açık ve limonlu olarak tavsiye edilmektedir.

Alkol ve sigaradan uzak durulmalı

Alkol ve sigara tüketiminin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin kanıtlamış olduğu birçok bilimsel veri bulunmaktadır. Aşırı alkol tüketimi karaciğer, beyin, kalp kası deformasyonu, ülser, sindirim sistemi kanserleri, pankreas iltihabı, hipertansiyon ve depresyona neden olduğu açılanmıştır.

Vücudun ihtiyacı olan vitamin ve minerallerin kullanılmasına izin vermeyen alkol, kemik gelişimini destekleyen hücrelerin tahribine ve kalsiyum emilimini son derece etkileyen ciddi sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. Ayrıca kilo artışında önemli rol oynar. Sigara ise, bazı kanser türleri ile birlikte vücuttaki besin ögelerinin kaybına neden olarak vücudun antioksidan vitamin ihtiyacını artmasına neden olmaktadır.

Kandaki C vitaminin miktarını ve serum östrojen düzeyini de düşürmektedir. Bu sebeple osteoporoz riskini attıran en önemli faktörlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlıklı ve dengeli beslenme programında kesinlikle alkol ve sigaranın bulunmaması gerekir.

Menepoz Öncesinde yapılması Gerekenler Nelerdir?

  • Cinsel hayatın aktif olmasından itibaren her kadının düzenli olarak jinekolojik muayene yaptırması gerekir. Menopoz dönemi, kadınların hormonal olarak köklü değişimlere uğradığı doğal bir süreçtir. Ancak hormon eksikliğine bağlı olarak vücutta yaşanan birtakım değişiklikler, bazı hastalıkların habercisi olabilir. Bu nedenle kadınların menopoz şüphesi ile beraber mutlaka doktora başvurması önerilmektedir.
  • Beslenme, menopoz döneminde de oldukça önemli bir faktördür. Sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığa sahip olan bireylerde karşılaşılabilecek komplikasyon riski, ciddi oranda düşmektedir. Bu riskler arasında özellikle menopoz döneminden sonra kemik erimesi, kalp ve damar hastalıkları öne çıkmaktadır. Bu süreç engellenemez, ancak sağlıklı bir beslenme düzeni ile ortaya çıkabilecek şikayetler hafifletilebilir.
  • Doktor önerisi doğrultusunda kişiye uygun fiziksel aktivite programlarının uygulanması gerekir.
  • Menopozun ilk basamağı olan perimenopoz döneminde, doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması gerekir. Bu dönemlerde yumurtlama fonksiyonları zayıflamış olsa da, doğurganlık halen devam etmektedir. Bu nedenle mutlaka doğum kontrol yöntemlerine başvurmanız önerilmektedir. Ayrıca kanamanın uzun ve şiddetli olması halinde, vakit kaybetmeden doktora başvurmanız gerekir.
  • Menopoz şikayetlerinin giderilebilmesi amacı ile kulaktan dolma bitkisel kürlerin ya da ilaçların kullanılmaması gerekir. Bu tedavi arayışı, durumun daha şiddetli bir hal almasına neden olabilir.

Kadınların menopoza girme yaşını etkileyen faktörler nelerdir?

Yapılan araştırmalara göre kadınların genetik ve çevresel ve beslenme faktörüne göre menopoza girme yaşı etkilenerek, değişmektedir. Bu doğrultuda menopoz yaşını etkileyen faktörler aşağıdaki gibi olmaktadır:

  • Gelişmiş ülkelerin sunduğu yaşam standartlarına bağlı olarak kadınların menopoza girme yaşları daha geç olmaktadır.
  • Sosyoekonomik düzeyi düşük olan kadınların daha erken dönemlerde menopoza girdiği tespit edilmiştir. Bunun dışında eğitim düzeyi düşük ve çalışmayan kadınlar da erken yaşlarda menopoza girmektedir.
  • Doğum yapan kadınlara göre hiç doğum yapmayan kadınlar, daha erken yaşlarda menopoza girmektedir.
  • Yapılan bir diğer araştırmaya göre ideal kilonun altında yani zayıf olan kadınlar daha erken yaşlarda menopoza girmektedir. Uzun ve kilolu kadınlarda ise menopoz ileri yaşlarda görülmektedir.
  • Adet dönemi daha sık olan kadınların, seyrek adet görenlere göre daha erken yaşlarda menopoza girdiğine dair bazı araştırmalar yer almaktadır.
  • Vücudun hormon sisteminde etkin olan beslenme faktörü doğrultusunda, sağlıksız ve düzensiz beslenme alışkanlığına sahip olan kadınlarda menopoz yaşı daha erken dönemlerde görülmektedir.
  • Sigaranın insan sağlığı üzerindeki birçok olumsuz etkisi özellikle kadınların doğurganlık sistemini etkilemektedir. Sigara yumurta rezevlerinin erken yaşlarda tükenmesi neden olarak, sigara kullanan kadınların 1-2 yıl daha erken yaşlarda menopoza girdiği tespit edilmiştir. Bir diğer zararlı alışkanlık olan alkol tüketimi ise, menopozun daha geç yaşlarda girilmesine neden olduğunu öne süren araştırmalar yer almaktadır.
  • Siyah ırka mensup olan kadınların beyaz ırktaki kadınlara göre 2 yıl daha erken yaşlarda menopoza girdiği saptanmıştır.
  • Yapılan araştırmalara göre yüksek rakımda yaşayan kadınlar daha erken yaşlarda menopoza girmektedir.
  • Menopoz yaşında en etkin olan faktör genetiktir. Bu nedenle kişinin annesinin menopoza girdiği yaş ile kendi menopoz yaşı belirlenmektedir. Eğer kişinin anne, teyze ve kız kardeşinde erken menopoz hikayesi var ise, kişide erken menopoz riski taşımaktadır.

Menopoz ilaç, hormon ve bitki tedavisi ile geciktirilebilir mi?

Menopoz kadınların doğurganlığının kalıcı olarak sonlandığı doğal ve engellenemez bir değişim sürecidir. Bu nedenle kadınların menopozu engellenme düşüncesi ile bilinçsizce kullandığı bitkiler, kürler, yiyecekler ve içecekler tam tersi etki yaparak bazı sağlık sorunlarına yol açabilir.

Kullanılan bu ürünlerin içeriğinde yer alan bazı maddeler rahim kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına bile neden olabilmektedir. Bu nedenle kadınların doktor kontrolü dışında herhangi bir ilaç ya da bitki kürlerini kullanmaması önerilir. Tıbbi olarak kadın hastalıklarının giderilmesi amacı ile kullanılan ilaçlar ve hormon preparatları menopozu engellemektedir. Ayrıca işlevini yitiren yumurtalıkların eski haline dönebilmesi mümkün değildir. Ancak kullanılan bu ilaçlar yapay adet kanamasını gerçekleşmesine ve menopoz döneminde ortaya çıkan şikayetlerin önlenmesine yardımcı olur.

Menopozu geciktiren etkenler nelerdir?

  • Sigaranın kullanılmaması
  • İdeal kilo kontrolü (aşırı kilolu ya da zayıf olmama)
  • Fiziksel aktivite (spor ve egzersiz)
  • Propanediol ve monometil gibi kimyasal maddelerden uzak durulması
  • Antioksidan içerikli beslenme (besinlerin oksijen radikalini emme özelliği fazladır)
  • Antioksidan ilaç kullanımı
  • Kalsiyum ağırlıklı beslenme
  • D vitamini mümkün olabildiğince güneş ışınlarından sağlanmalı
  • Balık, lahana, ceviz, kabak çekirdeği, üzüm, brokoli, nar, karpuz, biber, domates ve havuç gibi zengin içeriğe sahip besinlerin tüketilmesi

Menopoz Sonrası Ne gibi değişiklikler Olur?

Kadınlık hormonu olarak adlandırılan östrojen, kadın vücudundaki organlar arasındaki fonksiyonelliğin devamlılığını sağlayan etkin bir aracıdır. Bu nedenle yumurtlama fonksiyonlarının azalmasına bağlı olarak yumurtalardan salgılanan östrojen hormonun azalması, bu zamana kadar sürdürülen sistemik döngüde aksamalara yol açmaktadır. Başlıca üreme sistemini etkileyen bu değişimler kadın sağlığı, kemik ve kas sistemi, psikolojik ve fiziksel bir takım problemlerle ortaya çıkmaktadır. Östrojen hormonun azalmasına bağlı olarak kadınların menopoz döneminden sonra yaşadığı değişimler aşağıdaki gibi olmaktadır.

Genital organlarda meydana gelen değişiklikler nelerdir?

Östrojen hormonu üreme sistemindeki kusursuz işleyişi sağlayan ve vücudun diğer işlevsel hormonlarının ve salgılarının salınımında rol oynayan önemli bir aracıdır. Bu nedenle özellikle genital organların arasındaki düzenin bozulmasına bağlı olarak bazı değişimler söz konusu olmaktadır:

  • Dış ve iç dudaklarda küçülme
  • Klitoriste küçülme
  • Genital bölgede yer alan tüylerde azalma
  • Vajinanın giriş kısmında daralma
  • Genital organda renk değişimi
  • Uterus (rahim) küçülmesi
  • Vajina epitel tabakasında incelme
  • Vajinanın elastik yapısını kaybetmesi
  • Vajinanın nemli ve kaygan yapısının bozulması
  • Rahim iç tabakasının (endometrium) kalınlığında incelme
  • Yumurtalıklarda küçülme

Ciltte meydana gelen değişiklikler nelerdir?

Cilt altı yağ dokusunun azalmasına bağlı olarak vücudun genelinde bazı değişimler söz konusu olmaktadır:

  • Derinin elastik yapısını kaybetmesi
  • Kırışıklık gibi cilt kusurlarını artması
  • Koltuk altı tüylerinde azalma
  • Saç dökülmesinde artış
  • Yüz bölgesindeki tüylerde artma
  • Deri tabakası incelir ve daha hassas bir yapıya sahip olur.

Menopoz döneminden sonra göğüslerde meydana gelen değişiklikler nelerdir?

Cilt altı yağ dokusunun azalmasına bağlı olarak:

  • Göğüslerde sarkma ve küçülme
  • Göğüs ucunun küçülmesi
  • Göğüslerin erektil (sertleşme) özelliğini kaybetmesi

Kas ve iskelet sisteminde meydana gelen değişiklikler nelerdir?

Östrojen hormonu menopoz dönemine kadar kadınların kas ve iskelet sisteminde koruyuculuk özelliğine sahiptir. Ancak menopoz döneminde sonra kemikler üzerindeki koruyuculuk özelliği etkisiz hale gelerek, osteoporozun (kemik erimesi) daha hızlı bir şekilde ilerlemesine neden olur. Bu nedenle kadınların kemik yapısı hassaslaşır ve en ufak bir darbe sonucunda kırılma ve zedelenme eğilimi artar. Bunun dışında:

  • Kamburluk
  • Boy kısalması
  • Eklem ağrıları
  • Omurganın esnek yapısının azalmasına bağlı olarak hareket kısıtlılığı

Boşaltım sisteminde meydana gelen değişiklikler nelerdir?

Pelvik organların sabitliğini sağlayan kas ve bağ dokuları hormonların azalmasına bağlı olarak esnekliğini kaybeder ve sarkmalar meydana gelir. Bunun sonucunda:

  • Sık sık idrara çıkma ihtiyacı
  • Üretra da meydana gelen atrofi nedeni ile idrar yaparken yanma hissi
  • İnkontinans (idrar kaçırma) sorunları
  • İdrar kesesinde küçülme

Menopoz Döneminde Gebe Kalınabilir Mi?

Kadın en az bir yıl boyunca hiç adet kanaması yaşamamışsa, kadında menopoz belirtileri gözleniyorsa, kadının yaşı 50 veya üzeri ise ve doktor tarafından da menopoz teşhisi konulduysa artık gebelikten korunmaya gerek yoktur.

Ancak menopoz belirtilerinden bazılarının gözlendiği, kadının yaşının 50’nin altında olduğu, uzman doktor tarafından menopoz durumunun kesinleştirilmediği kadınların mutlaka korunarak cinsel ilişki yaşaması gerekmektedir. Zira özellikle 40 yaşından sonra gebe kalmak kadın ve bebeğin sağlığı açısından riskli olmaktadır. İleri yaştaki anne adayları şeker, tansiyon gibi sorunlar da yaşayabildiklerinden, bebek canlı doğsa bile fiziksel anomaliler görülme olasılığı yüksektir.

Ayrıca genellikle 40 yaş sonrasında doğum yapan anneler, ilerleyen yaştan ve sahip olunan az enerjiden dolayı bebek bakımında da yeterli olmayabilmekteler. Zira belli bir yaştan sonra erkek, kadın herkeste fiziksel, duygusal, psikolojik güç kayıpları yaşanabilmektedir.

Menopoza girerken nasıl korunmalıdır?

40 yaşını geçmiş olan kadınlar tam olarak menopoza girene kadar genellikle ya spiralle korunmaktalar ya da tüplerini bağlatma yöntemini tercih etmektedirler.  35 yaşın üzerindeki kadınlarda damar tıkanıklığına sebep olma riski taşıdığından ve unutulma ihtimali olduğundan, doğum kontrol haplarının kullanılması önerilmemektedir. Genç kadınlarda bile adet düzensizliğine yol açabilen doğum kontrol iğneleri de bu dönemdeki kadınlara tavsiye edilmez.

Bununla birlikte yumurtlama günlerini hesaplayarak o dönemlerde cinsel ilişkiye girmeme yöntemiyle gebelikten korunmak ise 35 yaşın üzerindekiler için hiç uygun görülmez. Zira yaş ilerledikçe yumurtlama dönemleri de düzensizleşmektedir. Bu sebeple tam olarak ne zaman yumurtlayacağı doğru tahmin edilemeyebilir. Erkeklerin uyguladıkları doğum kontrol yöntemlerinden birisi olan prezervatifler çok güvenli değildir ve genellikle erkekler tarafından pek fazla sevilmezler.

Bu bağlamda erkeğin boşalma anında geri çekilerek dışarı boşalması da kesinlikle çok tehlikeli ve asla güvenilemeyecek bir korunma yöntemidir. Ancak erkek spermlerin iletildiği kanalları bağlatırsa, gebelik tamamen engellenmiş olur. Bu durum da çok sık yaşanmaz.

Türkiye’de kadınların ortalama menopoz yaşı kaçtır?

Bu konuda 2005 yılında yapılan bir araştırmaya göre ülkemizde kadınların ortalama menopoz yaşının 46 olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu araştırma kapsamında ailesinde erken menopoz hikayesi olan, sigara kullanan ve adet düzensizliği olan kadınların, ideal yaşın çok daha altında yani erken yaşlarda menopoza girdiği belirtilmiştir.

Neden bazı kadınlar erken yaşta menopoza girer?

Erken menopozun sebebi temelde kadının yumurta hücrelerinin her hangi bir sebeple normal dönemden çok daha erken yaşta tükenmiş olmasıdır. Kadının yumurta hücrelerinin erken yaşta bitmesinin en bilindik sebebi; bağışıklık sisteminin yumurtalıkları vücuda yabancı bir cisim gibi görmesi sorunu olan Otoimmun hastalıklardır.

Otoimmun hastalıklar başka organda görüldüğünde de o, organ vücuda yabancıymış gibi algılanır ve bağışıklık sistemi bu organa saldırarak onu yok etmeye çalışmaktadır. Otoimmun hastalıkların neyden kaynaklandığı tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte kadının yumurtalıklarının alınması ya da başka bir operasyonda kadının yumurtalıklarının zarar görmesi, çeşitli kanser hastalıklarının tedavisi sırasında yumurtaların tükenmesi de erken menopoza sebep olabilmektedir.

Ayrıca kadında yumurtlama, gebe kalabilirlik özellikleri genelde genetik faktörlerden etkilendiğinden kadının annesi, kız kardeşi ya da teyzesi gibi ailedeki diğer kadınların erken yaşta menopoza girmesi de kadının riskli grupta olduğunun işareti olabilmektedir. Kesin olarak erken menopoza sebep olduğu bilinmemekle beraber sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıkları olan, stresli, depresyon içerikli yaşamı olan kadınların yumurtalarının da erken yaşta tükendiği düşünülmektedir.

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı