Mikroenjeksiyon Tekniği
RANDEVU AL

HEMEN RANDEVU AL

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

Mikroenjeksiyon Tekniği

Mikroenjeksiyon Tekniği

Yüksek Mikroskobik Büyütmeyle Sperm Mikroenjeksiyon Tekniği:

Bu teknik, klasik tüp bebek ve mikroenjeksiyon yöntemleri ile kıyaslandığında maksimum düzeyde spermin morfolojik analizini yapabilme imkanı sağlamaktadır. Yapılan bu analiz ile canlı sperm hücresine hiçbir şekilde zarar verilmez. Bu şekilde de mikroenjeksiyonunun yapılabilmesine imkan vermektedir.

Klasik mikroenjeksiyon tekniklerinde canlı sperm hücresi maksimum 400×2 misli büyütülebilmektedir. Bu işlemde spermin baş yapısı, boyun yapısı, kuyruk yapısı yani genel morfolojik özellikleri araştırılabilir. Ancak sperm hücresinin baş yapısında olan ya da olmaması gereken yapılara bakılamaz. Aynı şekilde hücre çekirdeği de araştırılamaz.

Bu teknik için özel mikroskoplardan yararlanılır. Yüksek Mikroskopik Büyütmeyle Seçilmiş Sperm Mikroenjeksiyonu tekniği uygulanarak gerçekleşen işlemde 6000-8000 misli büyütülme yapılabilir ve canlı spermlerde hücre içi yapıları ve hücre çekirdeği morfolojisi oldukça ayrıntılı bir şekilde değerlendirilir. Bu sayede normal ya da normale en yakın spermlerin detaylı şekilde seçimleri ardından uygulanan mikroenjeksiyon işlemi ile %25 ile %40 arasında daha yüksek döllenme imkanı bulunur.

Genetik ve çevresel etkenler, erkek sperminde DND hasarlarına yol açabilir. Çoğunlukla tüp bebek tedavisinde kullanılan ICSI yönteminde hasarlı DNA bulunan spermler kullanılma riski daha fazladır. IMSI yani, Yüksek Mikroskobik Büyütme ile Sperm Mikroenjeksiyon Tekniği ile canlı spermde DNA hasarı olup olmadığını en başarılı şekilde gösterilir.  Yumurta ve spermdeki şiddetli DNA hasarı iyi kalitede embriyo elde edememe, düşükle sonuçlanan hamilelik ve implantasyon oranları ve düşüklere yol açabilmektedir.

Anormal hücre metabolizması ve oksidatif stres, sperm DNA zincirlerinin bütünlüğünün muhafaza edilmesini güçsüzleştirir. Bunun dışında DNA kollarında çeşitli hasarlara sebep olur. Baba adaylarında;

  • ileri yaş,
  • sigara kullanımı,
  • hava kirliliği,
  • uzun cinsel perhiz süresi,
  • testislerin aşırı sıcak ortama maruz kalması gibi hususlar sperm DNA’sında hasarlara yol açar. Şayet sperm DNA hasarı %8’den az ise yumurtaların DNA’sı spermlerin hasarlı olan DNA’sını düzeltebilir ve sağlıklı bir bebek dünyaya gelebilir.

Baba adayının yaşı 35 ‘in üzerindeyse, spermdeki DNA hasarı artar bu sebeple de düşük riski de artar. Fakat mikroenjeksiyon yani ICSI ile dünyaya gelen bebeklerle 8 yaşında yapılan nörolojik muayeneler neticesinde, doğal yöntemlerle dünyaya gelen ve mikroenjeksiyon ile dünyaya gelen bebekler arasında herhangi bir fark bulunmadığı ancak majör konjenital anomalilerin mikroenjeksiyon ile doğan bebeklerde biraz daha fazla olduğu bildirilmiştir.

Elimizde olan verile ışığında, bu gün DNA’sı hasarlı olan spermler ile yapılan mikroenjeksiyon neticesi dünyaya gelen bebeklerde uzun yıllar sonra neler çıkacağı öngörülememektedir.  1992′de mikroenjeksiyonun yani ICSI‘nin kısırlık tedavisinde uygulanılmasının ardından spermin doğal seleksyonu baypas edilmiştir. Mikroenjeksiyon ile doğal yöntemlerle döllenme gerçekleştiremeyecek DNA’sı hasarlı spermler ile embriyo sağlanabilmektedir. DNA’sı hasarlı olan spermler ile döllenmiş olan yumurtalardan oluşan embriyolarda, promutasyon ve mutasyon olabilir. Dolayısıyla dünyaya gelecek bebeklerde ileriki zamanlarda kısırlık ya da çocuk kanserlerine yol açabilir. DNA hasarının açabileceği sorunlar hakkında kesin bir kanıt olmamakla birlikle, IMSI ile DNA yapısı iyi spermler ayıklandığında dünyaya gelecek olan bebekler için daha az risk olduğu düşünülmektedir.

Mikroenjeksiyon uygulaması yani ICSI, 200-400 misli mikroskobik büyütme altında, hareketli spermler içerisinden, şekil olarak en düzgün olanların ayırt edilmesine imkan tanır. Ancak imkan, spermin döllenme, embriyo gelişimi ve hamilelik için oldukça mühim olan anomalilerinin saptanmasına şans tanımaz. Androloji laboratuvarlarında özel boyama yöntemleri ile bu anomaliler saptanabilir. Ancak bu spermler boyama ardından canlı kalamaz. Dolayısıyla mikroenjeksiyon için uygulanmaya uygun değildir. IMSI işleminde uygulanan yüksek büyütmeli objektifler ve optik sistemlerle spermin başı içerisindeki anomalili ve normal yapıları saptamak ve ayırt etmek oldukça mümkündür.

Özellikle 2005 senesinden bu güne kadar oldukça sıkı götürülen çalışmalarda; sperm başı içerisindeki genetik materyali barındıran çekirdek bölümünde olan vakuoller ismi verilen sıvı dolu kesecikler, DNA yapısında hasar olup olmayacağı konusunda belirtiler verebilir. Sperm DNA yapısındaki hasarlar, döllenme başarısızlığı, embriyo gelişiminin durması, kötü ya da yavaş embriyo gelişimi gibi sorunlara yol açabilir. Bu sebeple de hamileliğin oluşma ihtimali kötü yönde etkilenir.

  • Özellikle şiddetli erkek faktörüne bağlı kısırlık sorunlarında,
  • tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında,
  • sebebi açıklanamayan kısırlık durumlarında uygun yapıdaki spermlerin ayırt edilmesine imkan tanıyan IMSI sistemi; blastosist evresine ulaşabilecek iyi embriyoların gelişimine de şans tanır. Bu sebeple de bu alandaki yeni olan ve oldukça önemli bir tekniktir.

Mikroenjeksiyon yöntemi(ICSI), doğal yollarla dölleme özelliğine bulunmayan spermin yumurta içine direkt olarak enjekte edilir ve bu şekilde döllenme sağlanır.
Mikroenjeksiyon tekniği, özellikle şiddetli erkek kaynaklı kısırlıkların tedavisini adına geliştirilmiştir. Şekil ve hareket açısından değerlendirilerek normal olan spermler ayırt edilir ve işlemler uygulamaya sokulur. Ancak, spermin yumurtayı döllemesi, oluşan embriyonun gelişimi ve hamilelik ile ilgili mühim anomalilerin saptanmasına imkan tanımaz.

Tüp bebek laboratuvarlarında elde edilen her yumurta, oluşturulan her embriyo oldukça değerlidir. Bütün amaç rahime tutunup hamileliği sağlayacak o embriyoyu oluşturmaktır. Bu sebeple oluşturma süreci ve embriyoları seçme süreci ayrı bir önemlidir. Son yıllarda kısa adı ile IMSI olarak geçen, yüksek mikroskobik büyütme teknikleri uygulanarak dölleme işleminde uygulanacak sperm hücrelerinin işlem öncesinde morfolojik olarak ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi yöntemi ile başarı ihtimali en fazla spermin ayırt edilmesi mümkündür.

Yorumlar

Bir yorum yazınız