İntrasitoplazmik Sperm İnjeksyonu (I.C.S.I.)
RANDEVU AL

HEMEN RANDEVU AL

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

İntrasitoplazmik Sperm İnjeksyonu (I.C.S.I.)

İntrasitoplazmik Sperm İnjeksyonu (I.C.S.I.)

Bir baba adayının spermi, bir anne adayının yumurtasını döllemeden önce spermin başının yumurtanın dış bölümüne bağlanması gerekir. Bunun ardından yumurtanın en dış tabakasını yumurtanın iç bölümüne yani sitoplazmaya iter. Kimi zaman spermler dış tabakaya giremezler. İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu kısaltmış adıyla ICSI spermi direkt olarak yumurtanın içine enjekte etme işlemidir. Bu şekilde yumurtanın döllenmesi sağlanabilir.

ICSI nedir?

ICSI baba adayından alınan bir spermin oldukça küçük kataterler aracılığıyla ve mikroskop altında anne adayından elde edilen yumurta hücresinin içine enjekte edilme işlemidir. Bu şekilde doğal yöntemlerde gerçekleşmeyen döllenme, labovatuar koşullarında gerçekleştirilir. Tüp bebek tedavisinde ise elde edilen spermler yumurtanın içine verilmeden, labovatuar koşullarında yumurta ile aynı ortama bırakılır ve spermin yumurtayı kendiliğiden döllemesine imkan tanınır. ICSI’nin avantajı tek bir spermle dahi, hatta kimi zaman bu sperm hareketli olmasa dahi döllenmeyi gerçekleştirebilmesidir. ICSI işlemi ile sperm sayısı yeterli olmayan hatta sıfır olan baba adayları dahi bebek sahibi olabilirler.

ICSI nasıl uygulanır?

Klasik tüp bebekte yani IVF’ da sperm ve yumurta laboratuvar koşullarında birleştirilir. Yeterli sayıda yumurta hücresi sağlayabilmek adına anne adayına ovülasyon indüksiyonu ismi verilen yumurtalıkların uyarılmasını sağlayan bir işlem yapılır. Şayet intrasitoplazmik sperm injeksiyonu gerekirse küçük bir iğne aracılığı ile sperm yumurtanın merkezine enjekte edilir. Döllenmiş olan yumurtalar 1 ila 5 gün arası laboratuvarda gelişirler. Bu aşamadan sonra anne adayının rahimine transfer edilirler. ICSI erkek kaynaklı kısırlık problemlerinin çözülmlenmesi için oldukça faydalıdır. Örnek olarak;

*Sperm şekli ya da hareketi normal değilse,

*Spermin yumurtaya bağlanmasında sorunlar mevcut ise,

*Üreme kanalındaki bir sorun spermlerin çıkmasına engel teşkil ediyorsa,

* ICSI klasik tüp bebek tedavi yöntemlerinde döllenme sağlanamadığında oldukça avantajlı ve etkin bir yöntemdir.

ICSI başarılı bir yöntem midir?

ICSI ile uygulanan işlem ile yumurtalarda % 60 – % 80 oranında döllenme sağlanabilir. Ancak ICSI ardından aşağıda saydığımız durumlar meydana gelebilir:

*ICSI yöntemi bazı yumurtaları hasara uğratabilir.

*Spermin enjektesi gerçekleşe bile yumurtadan embriyo oluşmayabilir.

*Embriyo gelişimi durabilir.

*Döllenme sağlandıktan sonra bir adayın gebelik şansı ICSI yapılmış dahi olsa aynıdır.

ICSI yönteminin bebeğin gelişimine etkileri nelerdir?

Bir anne adayı doğal yöntemler ile hamile kaldığı zaman bebekte bir anomali olma riski % 1,5 – % 3 arasındadır. ICSI ardından ise anomali olma riski daha azdır. ICSI kullanımındaki: Beckwith-Wiedemann sendromu, Angelman sendromu, hipospadiyas ya da seks kromozom anomalileri bugune dek bu yöntemle dünyaya gelen bebeklerin  % 1’ inden daha azından ortaya çıktığı hakkında görüşler mevcuttur. Kısırlığa yol açan çeşitli sorunlar genetik olabilmektedir. Bu sebeple ICSI yöntemi ile dünyaya gelen erkek çocuklarında anne ve babalarında olduğu gibi kısırlık problemleri ortaya çıkabilir.

Mikroenjeksiyon yani, Intrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu-ICSI, tüp bebek tedavisinde baba adayından elde edilen tek bir spermin saç teli kadar ince bir iğne yardımı ile yumurtaya enjekte edilmesi ve ardından döllenmenin sağlanmasına yardım eden bir işlemdir.

Bu teknik özellikle erkeğe ait kısırlık sorunlarında oldukça başarılı şekilde uygulanabilmesi açısından geçtiğimiz son 30 senede tüp bebek tedavi yöntemlerindeki en başarılı ve en önemli yeniliklerden biri olarak kabul edilir. Fakat mikroenjeksiyon yöntemi, çok yaygın şekilde ve neredeyse her hastada kullanılmaya başlanmıştır. Bu sebeple de esas hedefinden sapmıştır.

İntrasitoplazmik Sperm İnjeksiyonu (ICSI) uygulama alanları ve amaçları esas olarak:

-Şiddetli erkeğe ait kısırlık problemlerinde; özellikle sperm işlevleri bozulmuş olduğu saptanmış ise ve bu durumun tüp bebek tedavisini başarısızlıkla sonuçlandırabileceği riski mevcut ise,

-Tüp bebek tedavisinin sperm bozukluğu sebebiyle başarıya ulaşılamayan adaylarda misalen sperm hücresinin yumurtayı dölleyebilmesi için gerekli olan işlemin gerçekleşmemesi,

-Baba adayının üreme organlarından cerrahi müdahele ile elde edilen spermlerin kullanılması

-Tek taraflı genetik sorunların saptanabilmesi adına preimplantasyon genetik tanı uygulanacağı durumlarda döllenmeyi gerçekleştiren sperm haricindeki diğer spermlerin DNA kirliliğine yol açması

-Kemoterapi/radyoterapiye girmeden önce ya da vasektomi geçirmeden önce spermin dondurulması ve saklanması, saklanan sperm oranı kısıtlı olan kişiler ya da dondurulmuş olan spermlerdeki canlılık oranının düşük olduğu durumlar

Mikroenjeksiyon yöntemi, klasik tüp bebek tedavisine nazran daha yüksek döllenme sağlayabildiğinin düşünülmesi ve istenmeyen tüp bebek başarısızlıklarına maruz kalmama istediği, bu tekniğin oldukça yaygın bir şekilde ve neredeyse her durumda uygulanmasına sebep olmuştur.

Mikroenjeksiyonun (ICSI) uygulanma oranları nedir?

Son 15 senenin bilgileri ortaya konulduğu zaman kısır adayların Dünya Sağlık Örgütü semen analizi referanslarına göre ortalama %90’ına erkek kısırlığı mevcuttur. Fakat dünyanın ileri gelen tüp bebek uzmanlarının tecrübeleri ortaya koymaktadır ki bu hastaların en fazla %40’ında ICSI’ye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu istatistiğin tek istisnası, omurga hasarından dolayı erkek kısırlığı hastaları üzerinde yoğunlaşan tüp bebek kliniklerinin verileridir.

Mikroenjeksiyon (ICSI) ile döllenme oranları daha mı yüksektir?

Yapılan çalışmalarda ICSI ile döllenme oranlarının klasik Tüp Bebek yöntemine göre daha yüksek olduğu hakkında tartışmalar yapılsa da bu görüş kanıtlanmamıştır. Döllenebilir aşamadaki yumurtalar kullanılarak uygulanan ICSI için %85’e kadar döllenme oranları bildirilmiştir. Merkezlerin bir çoğu ortalamada %65-80 döllenme oranı ve %5 yumurta hasarı bildirmektedir. Klasik tüp bebek için ise tüp bebek merkezleri döllenmeye bırakılan yumurtalarda %65-80 gibi bir döllenme oranı bildirmektedir. Fakat döllenebilir safhadaki yumurtaların oranının %85 olduğu düşünüldüğünde, klasik tüp bebek yönteminde döllenmeye bırakılan döllenebilir safhadaki yumurtalar için döllenme oranı, %76-94 ‘e eşittir. ICSI esnasında meydana gelen yumurta hasarı ele alınmadan bildirilen en iyi ICSI döllenme oranlarına eşittir. Bu da yumurtalıkların uyarıldığı tipik bir siklus için, standart IVF’in başarılı olabileceği yerde mikroenjeksiyon kullanılması durumunda yaklaşık 1-2 tane daha az zigot elde edilmesi manasına gelir. Çözülerek uygulanan dondurulmuş embriyolar da içine katıldığında total potansiyel başarı oranında %10-20 azalma manasına gelir.

Mikroenjeksiyonun (ICSI) Erkek Kaynaklı Olmayan Kısırlık Sorunlarında Kullanılabilir mi?

Pek çok çalışmada, erkek kaynaklı olmayan kısırlık sorunları adına mikroenjeksiyon kullanımının standart klasik tüp bebek yönteminden daha iyi netice verip vermeyeceği araştırılmış olmakla beraber, hali hazırda var olan oosit sayısının yalnızca birkaç tane olduğu durumlarda bile ICSI kullanımının daha etkin ve güvenli olduğuna dair bir kanıt bulunamamıştır.

Özetle ICSI kullanımı:

1. Mikroenjeksiyon, şiddetli erkek kısırlığı problemi olan adayların bebek sahibi olabilmeleri için önemli bir yöntemdir.

2. ICSI mikroenjeksiyon, herhangi bir parametre bakımından standart tüp bebek yönteminden daha etkin konumda değildir. Esasında ICSI ile siklus başına daha az sayıda embriyo sağlanır ve bu embriyoların gelişme potansiyeli açısından bozulmuş olma riski, klasik tüp bebek ile sağlanan embriyolara nazaran biraz daha fazladır.

3. Düşük oranda döllenme gerçekleşmesi ya da hiç gerçekleşme olmaması riskini meydandan kaldırmak adına bütün hastalarda ICSI uygulanması, gizli erkek kısırlığı ile başa çıkmak için uygun bir teknik değildir. Sperm incelenmesinin doğru bir şekilde uygulanması çoğu erkek kısırlığı durumunda klasik tüp bebek tedavisi mümkün kılacaktır. Klasik tüp bebek tedavisinde döllenme başarısızlık oranının mikroenjeksiyona nazaran %1 daha yüksek olması riskini almak istemeyen kişiler ise diğer riskler hakkında bilgi alarak ICSI’ye aktarılabilirler.

Yorumlar

Bir yorum yazınız