5 Maddede Kadın Yaşı ve Tüp Bebek
RANDEVU AL

HEMEN RANDEVU AL

*Saat 19.00’ dan sonraki online randevu talepleriniz için tarafınıza saat 09.00’ dan sonra geri dönüş yapılacaktır.

 

5 Maddede Kadın Yaşı ve Tüp Bebek

5 Maddede Kadın Yaşı ve Tüp Bebek

1 ) Kadın yaşının tüp bebek tedavisine etkisi nedir?

Tüp bebek tedavisinde başarı elde edilmesini sağlayan en önemli etkenlerden birisi, hiç şüphesiz kadının yaşıdır. Bugün için, erkek kısırlığı ile ilgili her tipe geniş bir tedavi imkanı sağlandığı halde, tedavi esnasında meydana gelen en büyük engel, aslında kadının yaşının fazla olmasıdır. Yeni doğmuş bir kız çocuğunda, yumurtalık rezervi yaklaşık1 milyon ile 2 milyon arasında iken, ilk adet dönemine girildiği yaşlarda 250 ile 300 bine kadar düşmekte ve adetin sonlandığı menopoz dönemine dek, git gide azalarak tükenmektedir. Bu rezerv yaşın ilerlemesi ile beraber azalmakta, genellikle de 37 yaşından sonra da yumurtalık deposunda ki azalma hızı, her geçen süre içerisinde daha da belirginleşmektedir. Bu duruma ilave olarak ilerleyen yaş ile beraber, yumurta kalitesinde de bozulmalar ile karşılaşılmakta, bu durum da hamile olmayı ve sağlıklı çocuğa sahip olma ihtimalini de ne yazık ki azaltmaktadır. Bu sebepler nedeni ile erken dönem hamilelik kayıpları da, genç yaş ta ki hamilelik kaybı grubuna göre daha fazladır. Kadının yaşı ile buna bağlı olarak az yumurta oluşması, başarıyı etkileyen en önemli faktördür. Ancak yumurtalığın kapasitesinin iyi olduğu kabul edilen 40 yaş ve üstü kadınlar da, preimplantasyon genetik tanısı uygulanıp % 25 ile % 30 civarında hamilelik sağlanabilmektedir.

Özetleyecek olursak doğurganlık, kadın yaşı ile doğru orantıda değişmektedir. Ergenlik ile beraber onu takip eden dönem boyunca, kadınlar da, erkekler de doğurganlığa uygun hale gelirler. Bayanlar için, doğurganlığın ilk evresi yumurtlama veya adet döneminin başlaması ile beraber olur. Bayanların menopoz dönemine girmelerinin ardından, hamile olamadıkları acı bir gerçektir. Genel bir şekilde üretkenlik potansiyeli yaş arttıkça azalır. Bu duruma göre de menopozun 5 yıl ile 10 yıl öncesinde bitmesi tahmin edilmektedir. Bugün ki toplumumuza göre, yaş ile alakalı olarak kısırlık her geçen gün daha da yayılmaktadır. Pek çok sebeplerden dolayı, kadınların bir çok kısmı aile kurup anne olmak için 30′lu yaşlarına gelmeyi beklemektedirler. Kadınlar, yaşı artııkça overlerinde kalan yumurtanın miktarına bağlı olarak doğurganlık seviyesinin azaldığının anlaşılması, oldukça önemlidir. Azalmakta olan bu oran, kadınların bekledikleri zamandan çok daha erken olabilir.

Bu duruma göre de, çok rahat bir şekilde kadın yaşı, başarıyı etkileyen en önemli faktörlerden biridir diyebilmek kesinlikle mümkündür.

2 ) Kadının yaşının etkilediği 2 önemli faktör

Bu faktörlerden birincisi yumurta miktarının azalması ve bu azalma ile beraber embriyo kalitesinin düşmesidir. İkinci olarak ise, yaşın durumu daha iyi olan embriyoları bulmada da önemli faktörü vardır. Eğer yumurta miktarında artma olursa, embriyo kalitesi de buna göre artacak ve laboratuar ortamında doktorların iyi olanı içerisinde alma şansı da çok olacaktır. Yaş ilerledikçe bu şans maalesef düşmektedir. Daha çok 40 yaş ve üzeri kadınların, tüp bebek tedavilerinde en fazla karşılaştıkları sorun budur.

3 ) Tüp bebek kimlere uygulaması yapılmaz?

Tüp bebek uygulaması,

  • Bir tane bile spermi bulunmayan ve yumurtalıklarda sahip olunan parçada sperm olmayan erkeklerde,
  • yumurtlama özelliği işlevini kaybetmiş bayanlarda,
  • cerrahi operasyon neticesinde rahmi alınmış bayanlarda,
  • menopoza girmiş bayanlarda

maalesef tüp bebek uygulamasının yapılması mümkün değildir.

Tüp bebek tedavisini uygulamanın da elbette ki belli başlı kuralları bulunur. Yaşı her ne kadar genç te olsa, ilerlemişte olsa eğer anne adayının hormon seviyelerinde bozulmalar mevcut ise, tüp bebek tedavisi ile hamile olma şansı oldukça azdır. Bu sebepten dolayı da, uygulama yapılmaması tavsiye edilmektedir.

4 ) Tüp bebek ile normal gebelik arasındaki farklar nelerdir?

Tüp bebek tedavisi ve normal yollar ile olunacak hamilelik arasında, kesinlikle hiçbir şekilde fark bulunmamaktadır. Birisinde hamilelik, doktorların dışarıdan size yardımcı olup, hücrelerin buluşturulup döllenmesi sağlanır iken, diğerinde normal yollar ile kendi kendine buluşup oluşacaktır.

Normal yollar ile hamileliğin gerçekleşmesi için, kadının ve erkeğin üreme hakkında her hangi bir problemin bulunmaması gerekmektedir. Bu durum da istenen ise; kadının sahip olduğu yumurtlama, tüplerin açık ve temiz olması, döllenmiş olan yumurtanın barınabileceği bir rahim yapısının mevcut olmasıdır. Erkek için ise, canlı sperm örneğin varlığı ve bu sperm örneğinin vücut dışına çıkabilmesi aranmaktadır. Eğer bütün bu imkanlar varsa ve başka bir sorun bulunmuyorsa, korunmasız olan bir ilişki ile hamile olma ihtimali fazlası ile yüksektir. Aynı zamanda tahmini olarak ilk 6 ay ile 1 yıl içerisinde düzenli bir şekilde yapılan ilişki ile gerçekleşecektir. Bir yıl boyunca düzenli bir ilişki olduğu halde, bir hamilelik sağlanamıyor ise, tıbbi bakımdan bir takım değerlendirme başlatılır.

Bütün bu koşullar değerlendirilerek uygulanacak olan başka tedavi yöntemleri ile alınacak olumsuz netice durumunda, tüp bebek tedavisi gündeme gelmeye başlar. Bu adımda adaylara tüp bebek dışında başka bir üreme yöntemleri uygulanarak, hamileliğin elde edilmesi için uğraşılır. Bu yöntemde de istenilen başarı sağlanamaz ise, hamilelik için tüp bebek yöntemine geçilebilinir. Anne ve baba adayları bu metot ile hamileliği elde etmesi durumunda, daha sonra ki ilerleyen adımlar için, normal bir hamilelikten farklı şekilde ilerleme yapılmaz. Bir hamilelikte müdahale bulunmadan yumurta ile sperm döllenmesi sayesinde embriyo oluşarak, kadının rahmine yerleşmekte, diğer hamilelikte ise, adaylar çeşitli problemlerden dolayı yumurta ve sperm yapılmış olan müdahale ile beraber laboratuvar ortamında döllendirilerek, oluşan embriyo kadının rahmine yerleştirilmektedir. Bu aşamanın ardından, hamileliğin ilerleyen süreçlerinde ve doğumun tamamlanmasında hiç bir farkın bulunmadığı, bir dönem başlar. Normal bir hamilelik ve tüp bebek tedavisi ile sağlanan hamileliğin arasında, görüldüğü gibi hiçbir fark bulunmamaktadır. Birisi kendiliğinden buluşarak döllenip oluşacak iken, diğerinde ise, yalnızca doktorların yardımcı olarak hücreleri buluşturup döllenmesi sağlanacaktır.

Tüp bebek tedavisi yöntemi ile oluşan hamileliğin takibi de, normal yollar ile oluşan hamileliğin takibinden herhangi bir farkı bulunmamaktadır. Tabii ki elde edilmesi zor olan her şeyin, normal yollar ile daha kolay elde edilene göre çok kıymetli olduğu gibi, çok uzun zaman boyunca bebek sahibi olmayı arzulamış anne ve baba adaylarının hamilelikleri esnasında, haklı olarak elbette ki korku ve şüpheleri de daha fazla olabilmektedir. Bu dönem içerisinde destek olmak, yardımcı olmak, onlarda önemli bir ilerleyiş olacak, onları fazlası ile rahatlatacaktır.

5 ) Tüp bebek ile normal bebek farklı mı?

Normal yollar ile dünyaya gelen bir bebek ile tüp bebek tedavisi yöntemi ile dünyaya gelen bir bebek arasında herhangi bir farkın bulunup bulunmadığı çok sorulan ve üzerinde tartışılan, bu tartışmalar ve sorular neticesinde de fazlası ile araştırılan bir konudur. Ancak yapılan çeşitli araştırmalar neticesinde herhangi bir fark bulunamamıştır. Burada önemli olan 2 adet ana etken vardır.

Bunlardan birincisi, bebeklerin genetik yapılarında herhangi bir fark bulunup bulunmaması, ikincisi ise, bu bebeklerde doğuştan olan bir problemin var olup olmamasıdır.

1978 yılından beri uygulanan bir sistem olan tüp bebek tedavisi yöntemi ile çok fazla bebek dünyaya geldi ve hala da gelmeye devam etmektedir. Normal yollar ile dünyaya gelen bebekler ile tüp bebekler arasında ki yaşam incelendiği zaman, bebeklikleri ve daha sonrasında okul yaşamları bile göz önüne alındığında, hiçbir entelektüel okul başarısı falan bulunmamıştır.

Anomali açısından hiç bir fark bulunmaması ile beraber, minör anomali olarak ifade edilen çeşitli minik anomalilere tüp bebeklerde, normal bebeklere kıyasla biraz daha çok rastlanmıştır. Bunları örnek ile belirtmek istersek; hipospadias, yani erkek olan bebeklerin bir kısmının pipilerinde eğrilik olması veya çok az bir kısmında da kalp anomalileri tehlikesinin diğer bebeklere nazaran artış göstermesi gibi olan farklılıklardır. Bebeklerin genetik olarak farklılıkları incelendiği zaman, hiçbir farkın tespiti ile karşılaşılmamıştır. Yalnızca normal olan hamileliklerle kıyaslandığı zaman, çoğul hamilelik tehlikesi biraz daha fazladır. Bu nedenden dolayı, çoğul hamileliklerden kaynaklanan riskler daha çok olduğu için, bu riskler sanki tüp bebek tedavisi ile olan bebeklerden kaynaklanıyormuş gibi görünmektedir. Ama bu risklerin tümü çoğul hamileliklere ait olan bir durumdur.

Yorumlar

Bir yorum yazınız